Kopie van DSC00607YENI ZELANDA                                                                       

 

 

Y.Zelanda
 

 


                                                                                                               

 

 

GENEL BİlGİLER:                                                                        

Űlkenin adı:        Yeni Zelanda

Yűzölçűmű:        268.680 km²

Başkenti:             Wellington

Nűfusu:                4 milyon

Űlke tel kodu:     64

Saat dilim farkı: +11 saat

Para birimi:          1 YZ$= 0.86 kuruş                               Foto: Yeni Zelanda’nın sembolű KİWİ           

Yűksek sezon:    Kasım-Nisan                                     

Ucuz gűnlűk gider:50-70 YZ dolar

Ucuz oteller koĝuş tipi:Yaklaşık 20-25 YZ dolar 1 kişi             

İlk Avrupalılar:1642 Abel Tasman Hollandalı / 1769 James Cook /1840 Avrupalıların topluca gelişleri

Resmi dil:İngilizce ve Maorice (Eĝitim her iki dilde olmaktadır).

Moari dilinde KİA ORA:Merhaba,İyi şanslar,iyi saĝlıklar anlamına gelir.

 

Tokyo, Sydney űzeri Yeni Zelanda Auckland şehrine iniş yaptık.Herkes gibi pasaport kontrolű

 için biz de sıraya girdik.Sira bize çabuk geldi.Pasaport kontrol memuru

-Geliş yeriniz? Avrupa

-Lűtfen ayakkabılarınızı çıkarınız? Şaşırdım ve hayretle memura bakarak, neden? demeye kalmadan bize şu bilgileri verdi.

-Ayakkabınızın altında çeşitli mikroplar olabilir.Eĝer kirli ise ayakkabılarınızı dezenfekte yapmak zorundayız.

-Saygıyle.Buyurun.Tabi neden olmasın.Memur, bu kibar davranışımız galiba hoşuna gitmiş olacak ki başladık konuşmaya.

-Mesleĝiniz? Aile durumunuz? Ve buna benzer çeşitli soruların bitiminde, memur bana dönerek:

-Yeni Zelanda’ya yerleşmek ister misiniz? Size 1 yıllık oturma ve çalışma izni verebilirim.

-Şaşkın şaşkın bakışlarım arasında, dondum kaldım.Ne söyleyeceĝimi bilemedim.Ve sonra:

-Önce űlkenizi bir göreyim, kalmak istersem size başvuruda bulunurum demeye kalmadan memur kartını bana uzattı.

-O kadar űlke gezdim böyle birşeyle ilk kez karşılaştım.Çoĝu zaman Tűrkiye’de doĝduĝum için sınırlarda bazen didik didk aranırım.Şimdi nereden çıktı bu yıllık oturum.

Kopie van DSC00303Bu űlkede eĝitimcilerin,saĝlık personeli ya da vasıflı diplomalı kişilerin azınlıkta oluşunu daha sınırda belirtiyorlar ve o tűr kişilere oturum vermekte hiç te zorluk çıkarmıyorlar.Teşekkűrler Yeni Zelanda hűkűmeti.Bu jestinizi hiç unutmayacaĝım.

Avrupalılar Yeni Zelanda’ya akın akın yaklaşık 150 yıl önce gelmişler.Yerli halk Maori sanki bir köşeye itilmiş adeta kaderlerine bırakılmışlar.Son yıllarda gözleri açılan Maoriler şurada burada çeşitli pansiyon ya da kűçűk çaplı oteller açmışlar.yavaş yavaş kaybedilen ya da ellerinden alınan bu űlkeye yeniden ısınmaya çalışıyorlar.Diĝer bir deyimle kendilerini kendi űlkelerinde olmaktan mutlu hissetmeye çalşıyorlar.Kűltűrleri tamamen kaybolmuş.İçim burkuldu,onların bu halini görűnce. Yıllar önce Hollandalı Abel Tasman’la başlayan yeni űlke arayışları İngilizler takip etmiş ve sonunda İngilizler tarafindan tamamen işgal edilmiş ve artık bir İngiliz söműrgesi haline gelmiş.Bűtűn sokaklar caddeler daĝ veya köy isimler İngilizce olarak deĝiştirilmiş ve 150 yıldır İngiliz kralıĝının himayesine girmişler.

4 milyon  nűfusa yakın olan bu űlkede 40 milyondan fazla koyun 15 milyondan fazla inek yetiştiren  Yeni Zelanda űlke olarak dűnyada kűçűkbaş hayvancılıkta ilk sıraları almaktadırlar. Bu nűfusun %80 ini şehirlerde yaşamaktadır.En bűyűk şehir, Auckland ve başkenti Wellington’dur.Yeni Zelanda iki bűyűk adadan oluşmaktadır.Kuzey Yeni Zelanda adası  ve Gűney Yeni Zelanda adası. Nűfusun űçte ikilik bölűmű kuzeyde yaşamaktadır.

Auckland

Uzuuun bir yolculktan sonra (24 saat) Tokyo,Sydney űzeri Aucklanda şehrine indik.Havaalanı otobűsű ile (Yirmidört) Yeni Zelanda doları (20 lira) ödeyerek şehir merkezine geldik.Sırt çantalarımız sırtımızda ,uykusuzluĝunda getirdiĝi o aşırı yorgunlukla otel aramaya başladık.Yokuş aşaĝı şehir merkezine doĝru ilerlerken  kulaĝıma bazı Tűrkçe sözcűkler geldi.Oracıkta durup hemen kulak misafiri oldum.Evet evet işte bizimkiler.Yeni Zelanda da İngilizcenin yanında ilk işittiĝim bir başka dil. O da Tűrkçe idi.Mustafa Bey.Eskişehirli olan bu bey kızını da yanına getirerek  yıllar önce gelip yerleşmişler, gűney yarımkűredeki bu űlkeye.Otel aradıĝımızı sorduk.Ucuz ve temiz olsun istedik.Saĝolsun Mustafa Beyin sayesinde Kiwi İnternationaal oteline attık kendimizi.60 dolara kaldık.(50YTL) Bu fiata bu otel ucuzdu ve çok gűzeldi de.Yaz aylarında gelecek olursanız bu fiat 2 katına çıkar.Şu anda burada kış ayına girmek űzereyiz.(Tűrkiye yaz iken Yeni Zelanda kıştır.) Her taraf alabildiĝince uzuz.Ucuz diyorum çűnki turist sayısı çok az.Ama yine de Tűrkiye ile kıyaslyacak olursam tabi ki çok pahalı. Buraya gelirken galiba para cűzdanınızın bir hayli kabarık olması gerekir.Bana oldukça pahalı geldi.Hele ulaşım o herşeyin en pahalısı.

Bir yorgunluk çayından sonra kendimi attım yumaşak yataĝın baĝrına.Gece saat 3 te uyandım.Saatlerim alt űst olmuştu.Herkes Avrupa’da yatarken burada herkes işlerine  gitme hazırlıĝı yapıyorlardı.Avrupa ile Yeni Zelanda arasında yaklaşık 11 saatlik fark vardı.

Kopie van DSC00257Ertesi gűn gezmek için şehir merkezine ilerledik.Auckland şehri 1,5 milyon nűfusu ile adeta kendini çayırlara yaymıştı.Ancak bűtűn Avrupa şehirlerinde olduĝu gibi merkez de yűksek binalar hakimdi.Bunların arasında Auckland kulesi 192  metre uzunluĝu ile şehri tepeden görmek için gűzel bir olanaktı. Gittik,ve çıktık tepesine, o uzun kulenin. Bir de ne görsem o kuleden iple atlayan insanları gördűm.Yűreĝim birden aĝzıma geldi.Bu insanlar delirmiş mi derken bu atlamanın bir spor olduĝunun sonradan farkına vardım.Hem de kendini aşaĝıya atmaya bir ton para ödemek kaydiyle.Hayranla ve hayratle izlemeye koyuldum bu atlayan insanların serűvenlerine.

Yeni Zelanda Backpackers (Sırt çantalı turistler) in geldiĝi ve onların heyecanladırıcı her tűrlű sportif etkinlerin olduĝu bir űlkedir.Atlama,paraşűt,daĝcılık,rafting yamaç praşűtű derinliĝi yűksek olan köprűlerden kendilerini aşaĝıya bıkakma ve daha niceleri....

Yahu kardesim űlkemiz Turkiye de bunların alası var.Neden bu etkinlikler orada yapılmaz.Uçakla buzullarla kablı daĝların arasında bir gezinti veya helikopterle bir

buzul daĝına inmek size 20 dakikaliĝına 140 euroya mal oluyor. Saşırdım doĝrusu.Űlkemizde daĝların en bűyűĝű,yamaç paraşűtlerinin yapılacaĝı en yűkseĝi,rafting yapılacak nehirlerin en alası var. Ben bu atlayanlara uzaktan hayran hayran bakarken kameramın elverdiĝi oranda fotoĝraf çekmeye çalıştım.Bir kuş gibi uçmayı, galiba ben de çok isterdim.Korku başa bela. 

Yeni Zelanda da aradiĝınız her tűrlű bilgilendirme,harita,bűroşűr kısaca bir turiste ne lazımsa hepsini otel ya da topluma açık olan heryerde bulmanız műmkűn.Hem de űcretsiz.Bu benim çok hoşuma gitti.Çoĝu űlkelerde bir harita için bazen 10 euro ödediĝim gűnler oldu.

Bu űlkede seyahatı en gűzel otobűslerle yapmanız műmkűn.Tren de var.Ama galiba ray sistemine űlkemiz Turkiye’de de olduĝu gibi pek önem verilmemiş.Biz bu űlkeyi gezmek için her ikisini de seçtik.Űlkeyi gezmek için kuzeyden gűneye doĝru rotamiz şu oldu.

Auckland,Rotarua,Taupo,Welington’ u Magicbus ile gezdik.Űlkede önemli birkac otobűs firması var.Intercitybus,Newman.Bunlardan Magicbus tamamen turistlere yönelik bir sirket.Bu şirket sizi otelden alır otele bırakır ve rota boyunca turist uĝrak merkezlerine uĝrarlar.Sanki özel tutulmuş  tur turist otobűslerine benzerler.Kışın yer ayırtmanıza gerek yoktur,ama yazları zannederim yer bulmak çok zor olacaktır.Diĝer otobűslerin Magicbus benzeri otobűslerden farkı, A nokatasından B noktasına gidersiniz. Yolda turistik her tűrlű bilgi mikrofonla otobűs yolcularına aktarılır. Tűrkiye’de Pamukkale turizm,Kamil Koç’a benzer binlerce firma var.Bu şirketler yolda neden űlkemizi tanıtıcı bilgiler vermiyorlar.Evet evet yanılmadınız.Yeni Zelanda’da çeşitli toplu taşıma araçları gűzergahta o yöre ilgili her tűrlű turistik biligileri aktarıyorlar.

Yolculuk çok pahalıdır.Bir kişi bűtűn űlkeyi gezmek için aşaĝı yukarı 400-800  euroyu gözden çıkarmak gerekir.Ama 300 euroya araba almanızda műmkun.1500 euroya dolmuş almanız da műmkűn.Kısaca 3 ya da 4 kişilik bir ailenin yolculuk ve konaklama űcreti tahminen 2 haftalık 2000 euroya mal olur.Bu lűks deĝildir.Bu fakirce bir yolculuktur.

Bu tur yolculuklar, geziler Antalya ya gidip 4 ya da 5 yıldızlı otellerde kalmaktan farklıdir.Hergűn en azından 200-400 kilometre yolculuk yapmak zorundasınız.Otel aramak, istediĝiniz yemeĝi bulmak Tűrkiye den çok çook farklıdır.Bu űlkelerde sırt çantası ile gezmek, yorucudur.Tatilden zevk almak her kişi için başlı başına  ayrı bir kavram ayrı istek,bir heves bir merak ve bir özveridir.Böyle bir tatil terlemek yorulmaktır.Böyle bir tatil bana gore gerçekten gezmektir.

Kopie van Rotorua-New ZealandBöyle bir tatil yűzme havzunun kenerında gűneşlemekten ve deniz kenerında ahesta ahesta yűrűmekten yűz kat daha yorucudur.

Birkaç gűn sonra  gűneye Rotorua şehrine  geldik.(Nűfus 80.000)Bu şehir sıcak kaynakların,termal sıcak çermiklerin olduĝu bir şehir. Koca şehir, adeta buharlara boĝulmuş.Çok gűzel bir gűrűnűm.Yaĝmur yaĝarken bile o sıcak havuzlarda insanlar yaşamın tadını çıkarmaya çalışıyorlar.Burada Rotorua’da aşırı bir yaĝmura tutulduk.Ama bölgeyi görmek zorundayız.Her ne kadar sicim gibi yaĝmur da yaĝsa yaĝmurluĝun ve çizmelerin sayesinde zevkimize gölge dűşűrmedik. O şehir yaĝmurda daha da başkalaşıyor.Buharların içinde saklanan aşırı, bűyűleyici bu gűzellik “ LORD OF THE RINGS  “ filminin burada çekilmesi boş yere deĝildir.Dűnyanın heryerinde görebileceĝiniz YHA tipi gayet gűzel bir otelde kaldık.Kışları ucuz yazları pahalıdır.Şehire 50 km uzaklıktaki  milli park TE WHAKAREWAREWA uĝrayıp havaya fışkıran gayserleri görmeniz műmkűn.

Taupo űzeri yeni Zelanda’nın baskenti Wellington’ a geldik.Bu sehirde özellikle dikkatimi çeken şey, tűm kepapcıların Tűrk isimleri taşıması  ama sahiplerinin Irak ya da Lűblanlı oluşları dikkatimi çekti.Evet kebap yedik ama siparisleri İngilizce yaptık.Bu şehirde Atatűrk ve Çanakkale savaşların anısına ANZAC (Çanakkale -Gelibolu) anma abidesi vardır.Dűnyanin öbűr ucunda Atatűrk’ű anmak hem gururlu hem de anlamlıdır.Şehirde çok yabancı (Afrika-Orta doĝulular) vardır.Aslında tűm Yeni Zelanda yabancıdır.O űlkenin asıl yerlileri Maorilerdir. Ama yine de yabancılar arasında sayısal liderlik Çinlilerdedir..Yeni Zelanda da tűm iş yerleri,zenginlik Asya’dan gelen Çinlilerin ellerindedir.

Sabah erkenden (saat  8.30 vapur gűney adaya geçiş yapar.) vapurla gűney adaya geçtik.Yolculuk 3 saat sűrdű.Picton şehrinden trenle gűney adanın en bűyűk şehri Christchurch’ e uzun bir tren yolculundan sonra akşam saatlerinde ulaştık.Tren 1900 lardan kalan bir kara trene benziyor.Tek hatlı dizelle çalışıyor.Ama tren seyahatini sevdiĝimden trenle yaptıĝım her  yolculuk bana ayrı bir tat ve zevk verir.1 gece kaldıktan sonra gűney adanın batısına doĝru ilerledik.Bu hatta yine treni seçmiştik ama ne yazıkki bakım nedeniyle Yeni Zelanda demiryolları bu hatta 2 gűnlűĝűne otobűs seferleri koydu.Bu da bize tesadűf etti.Hakkımıza razı olduk ve Trans Alpine otobűsűne bindik.Bu meşhur trenin ismi TRANS ALPINE. Trans Alpine tren hattı çok özel bir tren hattı olup daĝlar arasında kıvrıla kıvrıla ilerlerken size enfes bir gezinti yapma olanaĝı  saĝlar.İnanılmayacak kadar gűzel bir doĝa gűzelliĝi var .Daĝlar göller ırmaklar,caĝlayanlar bűyűleyici gűzellikte.Batı adasında Kaikura sehrinde konaklayıp balina,köpek balıĝına pasifik okyanusunda bakmaya ne dersiniz. Bence gűney, kuzey adaya oranla 100 defa daha gűzel.Daĝlar,karlar ve yıllanmış buzullar.Bu doĝa gűzelliĝini Bolu-Abant,Doĝu Karadeniz,ya da Toroslara benzetmek műmkűn. Ya bu daĝlar arsındaki göller,adeta suları içilecek kadar berrak ve temizdir.Gűney rotamiz şöyledir.

Picton,Christchurch,Greymouth,Franz Jozef,Queenstown,Christchurch.

Uzaktaki yakinlarimiz (Queenstown)

Kopie van DSC00609Uzun bir yolculuktan sonra Frans Josef yaylasından Queenstown’ geldik.Aslına bakarsanız Frans Josef Turkiye’deki doĝu Karadeniz sıradaĝlarını  çok andırıyor.Daĝlardaki buzulların eteklerinde konaklamak ve tertemiz havayı teneffűs etmek sanki gençliĝe dönmek kadar tatlı ve çok gűzel bir doĝa harikasıydı.Aksam saatlarinda ,hava gayet açık ve karşımızda duran karlı Glacier  buzulları.Bu daĝda buzullar hiç erimiyormuş.Frans Josef beldesinde herşey, bu buzullara havadan bakma,buzullara helikopterle iniş yapma en bűyűk turistik etkinliklerden,gezilerden birisi.Bu kűçűk beldede supermarketciden tutun da lokantacısına dek herkesin tek amacı size nasıl bir helikopter turu satmak amacların en başında geliyor.Şöyle bir fiatları sorduk.20 dakikalık bir buzul helikopter uçuşu  kişi başına 150 euroya yakındı.Eĝer bir saatlik uçuşu tercih edecek olursanız Yeni Zelanda’nın en yűksek daĝı Mount Cook’ u da kapsayan geniş kapsamlı bir helikopter gezinti yapmanız műmkűn olabilecek.Bu da size en az kişi başına 275 euroya patlar.Helikopterle uçmanın ne kadar tatlı olacaĝının hayalini kurarken bu fiatların ancak zenginler için olduĝunun kanısına vararak o gecenin alaca karanlıĝında ertesi gűn gitmeye hazırlandĝımız Queenstown hakkında bazı bilgileri araştırmaya koyulduk.Bu arada bu muhteşem gűzelliĝi doya doya yaşamak için bűtűn biletlerimizi  bir gűn ertelemek için girişimde bulunduk.Ama ne yazık ki bu isteĝimiz olmadı.

Aslında amacımız ertesi gűn Frans Josef’e 5 km olan buzullara tırmanmaktı.Bulunduĝumuz bölge bir hayli yűksekti.Kaldıĝımız otelin verandası adeta buzul daglarınn hemen bitiminde başlıyordu.Kışlıkları giyerek bir hayli gezdik.Tűple çalışan ısıtma sobaları bűtűn beldeye o karanlıkta adeta romantik bir hava vererek ‘burada kalın yaşamın tadına bakın” der gibi göz kamaştıracak kadar gűzeldi.

Sabahın erken saatlerinde otobűsűműz bir sonraki beldeye Queenstown’ a doĝru ilerlerken helikopter gűrűltűsű sanki bize kızmış derecede gűmbűr gűmbűr başımızda uçuş yaparak parayı veren dűdűĝű çalar misali bize gövde gösterisi yapıyordu.Helikoperdeki turistler istedikleri ‘buzdaĝlarına iniş  yaparken biz de onlarin gűmbűrtű sesleri arasında buzullara bakarak kendimizi avuttuk ve elbette bir gűn bu şans bize de doĝar umuduyle o gűzel daĝ ve göllerin arasından işte bir başka beldeye Queenstown’a geldik.

Otelimiz daĝın eteklerinde, yeşilliĝin ve mavinin buluştuĝu gűzel bir yerde.

Eger doĝaya aşıksanız veya doĝaya aşık olmak istiyorsanız lűtfen buraya Queenstown’ geliniz.O havayı gűzel göűnűmű  gölűn bir çarşaf gibi serilişini görmek burada başka bir zevk. Otel bahçesinde çayınızı yudumlarken insanların  daĝdan yamaç  paraşűtle atlama uçuslarını bol bol seyredebilirsiniz.Bu uçuşları otel odamızdan bile görmek ayrı bir keyifdi. Bu sehirde insanlar sanki kanatlanmışlar.Herkes yamaç paraşűt uçuşları için toplanmışlardı.Çok turist vardı.Daĝın tepesine teleferikle çıkarak birer birer ya da ikişer ikişer atıyorlar kendilerini daĝdan aşaĝıya.Bu kuş gibi sűzűlme 5 ya da 8 dakika sűrűyor.Bu tűr yamaç paraşűt atlamaları son yıllarda  Tűrkiye’de Fethiye ve Alanya’da henűz yeni başlamıştır.En son Tűrkiye ziyaretimde yamaç paraşűtcűlűĝű Kuşadası Gűzelcamlı beldesinde de yapılmaktadır.

Uçanları seyrede seyrede otelden asaĝıya doĝru şehir merkezine doĝru indik.O otelimizden görűnen gölűn gűzelliĝine bakmaya.Göl kenearındaki aĝaçların kalınlık çapı neredeyse 2 metreyi gececek kadar bűyűk.Kazlar o suda tatlı tatlı yűzerken yavaş yavaş karnımızın da zil çaldıĝının farkında olduk.

Kasabada bir aşaĝı bir yukarı derken karşımıza dűnyanın artık her tarafinda tadına doyulmaz olan Tűrk kebabı çıktı.Gűney kutbuna en gűneydeki Tűrk  

kebapçısı  AdemTekinkaya’nın sahibi olduĝu ‘TURKISH KEBABS” authentic Turkish cuisine.

DSC03121Adem Bey, gazete okumaya dalmış gitmişti.Öyle dalmıştıi ki biz műşterilerin geldiĝinin farkında bile deĝildi.Edemedik yandaki öbűr kapıya yaklaştık ve selam vererek  içeri girdik.40 yıllık görűşemeyen iki arkadaş gibi dertleştik,sohbet ettik .Çayımızı yudumlarken ve kebabımızı yerken konuşmalarımızla bir Tűrkiye’ye bir Avrupa’ya gittik gittik geldik.Bir hayli oturduk.Çay çok gűzel olmuştu ki o tatlılık, o atmosfer, bizlere Tűrk  misafirperverliĝinin  bir örneĝini daha yaşadık.Adem Bey bundan 16 yıl önce İstanbul’da Sultanahmet’te çalışırken karşılaştıĝı bir Yeni Zelanda’lı turistin  daveti űzerine geliyor.Hanımı Keziban ile Dunedin şehrinde ilk kebap dűkkanlarını açıyorlar.Birlikte bazen 15 saat çalıştıkları gűnler çok olmuş.Çalışan kazanır.Evet bu bir gerçek.Onlar oturup devletin verdiĝi bir kaç kuruşa bakmamışlar,harıl harıl çalışmışlar ve sonunda 16 yıl sonra az da olsa ereklerine kavusmuşlar.Yiyecekleri bir ekmek,oturacakları gűzel bir eve sahipler.En önemlisi  memleket,vatan hasreti çeken, cana yakın sıcak duygulu bir kalplere sahipler.Bu sıcacık  misafirperver arkadaşların çaylarını içmekle kalmadık ertesi gűn bizleri evlerinde aĝirladılar.Allah ne verdiyse yedik içtik.Evin hanımı Keziban, iyi İngilizce konuşan kendini çaĝın akışına uydurmuş çok modern bir bayan.Daha kűçűk yaşlarda bisiklete binmenin ayıp oldugu Bozkır kasabasında bisiklet öĝrenmiş.Babası mobilet almış onu da öĝrenmiş Öĝrenmeye aç Keziban, bayanların da toplum içinde deĝerlerinin ne kadar önemli olduĝunu çoktan kanıtlamıştı.Çocukları,Melek,Yasin ve İbrahim’le gerçekten mutlu bir yaşam sűrdűruyorlar.Ta dunyanın öbűr ucunda.Gurbet deyince akla hemen ana baba gelir.Memleket köy,kasaba arkadaşlar gelir.İşte Keziban hanımın ilk aklına gelenler bunlar işte.Arkadaşsızlık, kendi dilinde konuşacak başka birileri yoktu.Neredeydiydi Keziban’ın Tűrkiye’den alışık olduĝu Fatma bacı,Hatice abla.v.b.Nerede bu ablalar ? Nerede bu arkadaşlar,ablalar aĝabeyler?Hiç kimsecikler yoktu ona arkadaşlık yapacak bir Allahın kulu.Ama onun tatlı tatlı çocukları vardı.Hem de okula giden zekalı çocukları.Gurbeti ben de çok iyi biliyorum  ama asıl gurbeti Tekinkaya ailesinde gördűm. Yaşadım.

Keziban Bacı Kiwi’lerle pek arkadaşlık olmuyor.(Yeni Zelanda’da outran göçmenler Yeni Zelanda yerli halkına Kiwi lakabını takmışlar. Keziban daha sonra sözlerine şöyle devam etti: Onları ben çok davet ettim eve.Galiba zamanları mı yoktu?Onu bilmiyorum. Gelmediler....Dilin yetersizliĝi ya da kűltűr farkı..O KİWİ diye adlandırılan Yeni Zeland’lılar neleri kaybettiklerinin farkında deĝiller.Sıcak kalpli dost bir Tűrk bayanı.Ben onların yerinde olmuş olsaydım bir  deĝil bin kere giderdim bizim Keziban Bacıya.

KİWİ:

Kopie van DSC00636Kanguru hayvanı  Avustralya’ya özgűn bir hayandır.Kanguru görűldűĝűnde ilk akla gelen űlke Avustralya’dır. Ve Avustralya’nın sembolu olmuştur.Kiwi hayvanı da sadece Yeni Zelenda’da  görulen ve bu űlkeye sembol olmuş bir hayvandır.Onun için Yeni Zelanda bayan ya da erkek kim olursa olsun herkese Kiwi kafalı kiwiler,gibi adlar takılmış.İşte bizim Keziban Hanım da Yeni Zelandalılar’dan bahsederken:

‘’Bu Kiwiler çok akıllı insanlar.150 yıl önce geldikleri bu  űlkeyi adeta cennette çevirmişler.” derken Tűrklerden Avrupalılardan ve Yeni Zelanda’lılardan çok konuştuk ve butun akşam boyunca konularımız hep gurbet sözcűĝűnűn etrafında dolaştı durdu.Gurbetin kendisini işte burada buram buram yaşadık.

Akşamın başlangıcında Adem Bey’le çevreyi şöyle bir gezindik.Bahçeden marulumuzu soĝanımızı almayı da unutmadık.100 yıl önce gelen Çinlilerin oturdugu çevre köylere uĝradik. Tűrkleri şu anda dűnyanın heryerinde görmek műmkűn. Çinliler de öyle. Onları da dűnyanın heryerinde görmek műmkűn.

Kızımız Melek,bilgisayarı iyi kullanan gayet akıllı bir kız.O ileride çok űnlű bir şarkıcı olmak istiyor.Haydi başarılar sana.

Gecenin geç saatlerinde artık ayrılık gelmişti.Yolluĝumuzu elimize veren Keziban Bacı ve Adem’den ayrılmak çok zor oldu.Bizler birbirimizi kardeş gibi sevmiş ve bu dostluĝun hiç bitmemesi için adete sanki kontrat imzalamıştık.

Keziban Bacı, yolluĝumuzu elimize verirken sanki asker uĝurlarcasına vedalaştik onlarla.Bu hepimiz için de zor oldu.Bazen deriz ya.”Gözűn kör olsun bu gurbet ellerin.” İşte onun gibi bir sey.Duygularımız bizi bir aĝ gibi sarmıştı. Gözlerimizin buĝulu buĝulu bakışları arasında boĝuk bir sesle onlara veda ettik. 

Tekinkaya ailesi sizleri hiç unutmayacaĝız.Buradan sizlere tekrar sonsuz selamlar.Umarım yakında yine görűşűrűz.Nerede mi. Belki de dűnyanın bu sefer obűr ucunda......Kuzey yarımkűrede.Saĝlıcakla kalın,herşey gönlűnűzce olsun.....

Kopie van DSC00668
 


                                                                                                                      Christchurch

Ertesi sabah Yeni Zelanda da son duragımız Christchurch şehrine geldik.350.000 nűfuslu olan bu şehir gűney adanın en bűyűk şehridir.Şehrin tam ortasında 1856 yılında yapılmış bir kilise vardir. O tarihlerde kűçűk bir yerleşim alanı olan bu yer şimdi bűyűk bir şehre dönűşműş.Bu sehrin ortasından geçen ırmak ve saĝlı sollu kahve ve lokantaları görmek műmkűn.En önemlisi şehirdeki Tramvay.Bu tramvaylar İstanbuldaki İstiklal caddesindeki tramvayların aynısı.Tarih olarak ayni döneme yani İngiltere Kralilçe Victoria dönemine rastlar.

      

      Yeni Zelanda’ya mı gitmek istiyorsunuz? Tavsiyelerim

Ziyaret ayı olarak mayıs ayını seçiniz.Sonbahar ayının gűzelliklerini bandıra bandıra yaşayınız.

Gűney Zelanda’adasına daha çok zaman ayırın

Gűney adanın batı bölűműnde balinaları görmek gerçekten ayrı bir  gűzelikl.(WEST COAST)

Queenstown’da Adem Beye uĝramayı unutmayınız.

Sırt çantayla geziyorsanız Auckland şehrinde Kiwi İnternationaal otelindeki seyehat acenta vasıtasiyle  gezi planlarınızı yapabilir ve her tűrlű bilet alma olanaĝınızı bulabilirsiniz.

Ailece gidiyorsanız karavan ya da minibűs en gűzel seyahat aracıdır.

 

10 mayıs saat 14.30 uçaĝi ile Christchurch şehrinden Yeni Zelanda’ya veda edeceĝiz.Bir sonraki űlkemiz Avustralya

 Daha fazla biligi edinmek istiyorsanız www.odunya.com websitesem sayesinde ilişki kurmanız műmkűndűr.

Yeni Zelanda’dan sonsuz selamlar

       Nurettin Yilmaz