2008 ORTA DOĞU GEZİ GŰZERGAHIMIZ

                                                                       TÜRKİYE’DE HATAY’DAYIZ.....

 

 

DSC00012                                         

KARA VE DEMİRYOLU İLE;  TÜRİYE SURİYE ÜRDÜN

KARA TREN !!!!!

Bizde kara trenler  üzerine belki yüzlerce türküler destanlar yakılmıştır. Onun acı acı çalan düdüğü nice insanlara  ayrılığı, nicelerine kavuşmanın müjdesini vermiştir. Arkasında bıraktığı kara duman taşıdığı yolcuların ayak  izleri olmuştur. Bir sürüngen yılan gibi dağ tepe ova demeden hazin hazin  ilerlerdi. Nerede kaldı o kara trenler? 

DSC00014Şimdi onlar yerlerini sarılara,beyazlara, kırmızılara mavilere bırakmış. Ama ben yine de trenle yolculuğa bayılırım.Rengi ne olursa olsun.Onlarla çevreyi izlemek, size ayrılan bölümde eviniz gibi yatıp dinlenmek,gerekirse komşu vagonlara ziyarete gitmek bir ayrıcalıktır.Lokantasına gidip çorba içmek veya bir bardak içki yudumlamak sizin yolculuğunuza bir başka güzellik katar sizlere unutulmaz dostluklar ve sohbet olanakları sağlarl.Evet evet trenle yolculuk bir ayrıcalık VİP yolculuğudur. Kara tren ya da (rengini siz belirleyin) işte o renkli trenlerle bir hayli yolculuklarım olmuştur. Her ülkede yolculuklarımda genellikle tren yolculuğunu seçerim. Bunlardan birkaçı hala belleğimdedir. En önemli 11 tren yolculuğum:

1.Trenle 8 günlük Moskova Pekin yolculuğu. Trans Sibirya expresi.

2.Pekin Urumqi (Batı Çin Uygur bölgesi)

3.Pekin Şanghay hattı

4.Japonya Shinkansen hızlı treni. Tokyo-Hiroshima (Hızlı tren)

5.Kenya’da Nairobi-Mombasa  hattı.

Trenyolu
 

 


 6.Hindistan Yeni Delhi-Agra hattı

 7.Avustralya’ da Sydney-Brisbane hattı

 8.Yeni Zelanda’ da Picton-Chirstchurch hattı

 9.Peru’da Cuzco-Machupichu hattı

10.Avrupa’da Amsterdam Viyena hattı

11.Amsterdam. Bruksel-Paris TGV hızlı tren hattı v.s

     12.Türkiye’de İstanbul-Adana İç Anadolu Mavi tren hattı .

 

     İSTANBUL—ADANA

Güzel bir ilkbahar sıcağında alacele Sirkeci’den Haydarpaşa’ya geldik.İç Anadolu Mavi trenimizin  kalkmasında az bir zaman kalmıştı.

Haydarpaşa-Adana rotamız: Haydarpaşa,İzmit,Bilecik,Enveriye,Kütahya,Afyon,Konya,Karaman,Adana

Hareket saatimiz 18.40

Planlanan varış saati 14.11

Mesafe: 1116 km.

 

Odamız iki kişilikti.Ve gayet lükstü.Buzdolabı dahil her şeyimiz vardı. Fiatları öğrenmek isterseniz; iki kişilik yataklı kompartıman için ödediğimz fiat 134 lira.Trenimizin hareketinden önce Haydarpaşa Gar Müdürü Selahattin Can Beyi ziyaret etmeyi de unutmadık. Aslında bizim önceki planladığımız rota Toros Ekspresi ile İstanbul-Halep ya da İstanbul Şam idi. Toros Ekspresi Haydarpaşa’dan 4 Şam’dan 7 .gün olarak hareket eder.Haydarpaşa kalkış saat 08.55. Şam’a varış (2 tam gün)saat 05.13 te.

Daha fazla bilgiler için: Türkiye’nin heryerinden tel:444 82 33 veya  www.tcdd.gov.tr

İstanbul Sirkeci: Tel: (216)  527 00 50  Haydarpaşa: 348 80 20 /336  

Fakat biz Suriye’ye girişi Hatay dönüşü Kilis’ten yapmak (gidiş dönüş için) daha akıllıca bir rotaydı.Hem Hatay’ da dostlarımız vardı.Dostlarla görüşmek ,Hatay’da bir Hatay künefesi yemek ve Harbiye’ye gidip ayaklarımız suyun içinde ferahlatmak şöyle enfes güzel vakitler geçirmek bizim en güzel dileklerimiz arasındaydı.Bu arada Hatay’daki Şahin tepeyi unutmamak gerekir.Canlı balık yemek için en güzel bir adrestir.

Yoldayız.O alışık olduğum trenin taka tak sesleriyle güneşi batırdık ve İzmit’e  geldiğimizde artık karanlık kavuşmuştu. Restaurant bölümüne geçerek o nefis yemekleri tatmaya koyulduk.

Artık iyice Anadolu’nun içlerine doğru sarkmaya başladık. Yeşillikler yerini kuraklığa teslim etmiş adeta bir çölü yarıp geçiyorduk. Konya garında ayak üzeri dönerimizi ve ayranımızı içtikten sonra tekrar yola devam. Öğleyi geçkin artık Torosların kapısını çaldık. Yolda objektifime takılan bazı fotoğraflar.

Yolda
Tren keyfi Trenle bahar
Konya ovası
 

 

 


                  

 

 

 

 

 

 

 

 

İç AnadoluYoldayızKonya garı                                                                                        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

    İstanbul Adana İç Anadolu Mavi Tren yolculuğunda yol güzergahından muhtelif görüntüler…. 

 

Yolda film çekmek için izin alarak trende Manisalı Kadir makinistin yanına ön tarafa geçtim. Buradan Torosları geçmek etrafı seyratmek bambaşka bir görünüm.Dağlar ve tüneller adeta yarış içindeydiler.Tam 37 tane tünel geçtik.Bunlardan en uzunu 3200 metredir. Ya Vardar Köprüsü trenin geçtiği en tehlikeli bölümüydü.Bu köprüden geçerken korkumdan gözlerimi yumdum. Aşağısı korkunç bir uçurumdu.Umarım Torosların bu güzelliklerini yapacağınız tren yolculuğu ile görme fırsatınız olur.Kara yolundan çok farklı ve çok güzel.Lütfen deneyiniz.

HATAY: (Hotel Saray 2 kişi 50 lira .Hürriyet Caddesi no 3 Tel: 0326 2149001)

künefeSaat 15.00 sularında Adana’ya geldik. Adana alabildiğince sıcak ve nemliydi.Kısaca bir şehir turu yaparak hemen Hatay’a gitmek için garaja gittik.Aynı akşam 19.00 sıralarında kendimizi otel odasında bulduk. Hatay’a bu benim 4. gelişim. Her gelişimde Hatay’ı bir başka güzellikte buldum. Hatay, dinlerin, dillerin, kilise ya da camilerin yan yana olduğu ve herkesin barış içinde yaşadığı örnek bir şehrimizdir.İşte bunun içindir ki Hatay halkı çok misafirperver ve dostanedirler.En kısa zamanda unutulmaz dostluklar oluşur ve bu dostluk belki de ölünceye dek  kalıcı olur.

Hatay’da görülecek gezilecek yerler:

1.Harbiye.Şelaleler ve nefis lokantaların olduğu enfes bir yer.

2.Hatay müzesi.Mozaiklerin en güzelini görebilirsiniz.

3.St.Pierre Kilisesi.Hiristiyanlar aleminin en önemli kilisesi

4.Hürriyet Caddesi üzerindeki meydandaki künefeciler

5.Şahin tepesi. Balık v.b

6.Hatay mahalle ve eski sokakları.

7.Atatürk meydanı ve Asi ırmağı çevresi

8.Anadolu restaurant . Hürriyet Caddesi. No 30 Tel: 0326 215 33 35

Ertesi gün ilk işimiz dostlarımızı aramak oldu. Merhaba Süleyman ve ailesi.Merhaba Mehmet ve ailesi. Ve diğerleri.

Bakınız onlarla nereleri gezdik:

HATAY-SAMANDAĞ: Samandağ,Asi nehrinin Akdeniz’e dökülürken Musa Dağı, Keldağ ve Saman dağı oluşturduğu düzlükte yer alır. Antakya’ ya 22 km uzaklıktadır.

Samandağ Türkiye’de bulunan en eski yaşam alanlarından biridir. Yazılı tarih döneminde M.Ö. 750 tarihlerine doğru Asi nehri ağzına Yunanlılar tarafından Al-Mina Limanı kurulmuştur. O zamanlarda gemiler Asi nehri yoluyla Antakya ’ya kadar ulaşabiliyorlardı.

Bu liman önemini uzun süre korumuştur. Roma hakimiyeti döneminde İmparator Vespasianus (M.S. 69) ve oğlu Titus tarafından limanı sel sularından korumak amacıyla tünel yaptırılmıştır. Bu tünel ‘’Titus Vespasianus Tüneli’ olarak tanınmaktadır. 1516 tarihinde Osmanlıların daha sonra 1.dünya savaşından sonra Fransızların egemenliğine giren Samandağ 1938 yılında Hatay Devletine bağlanmıştır.1939 yılında Hatay’la birlikte Türkiye Cumhuriyetine bağlanmıştır.

Samandağı sahili 14 km uzundur.Chelonia, Mydas ve Caretta kablumbağalarının  sayılı yumurtlama üreme alanlarından biridir.

Çevik Seleucia Pieria Kenti: Samandağının 5 km kuzeyinde Musa Dağı’nın denize hakim yamaçlarında kurulmuştur.Şehrin bir iç limanı vardı. İsa Peygamberin havarilerinden Aziz Paul, bu limandan Tarsus’a ilk seyahatini yapmıştır. İmparatorluk zamanında dağ delinerek bir tünel açılmıştır.Tünel Titüs zamanında tamamlandı.130 metresi kapalı, kalan kısmı açık olan tünelin uzunluğu 1300 metredir. Bu tüneli ziyaretinizde yanınızda mutlaka bir el lambası bulundurunuz.

 

Harbiye 1 Samandağ plajı
Harbiye
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


       Harbiye                                                                 Harbiye Şelalesi                                                  Samandaĝı plajları

 

 

Samandağ-Çevlik Titus tüneli Musa ağacı
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


                                                                   Titus Tüneli                                                                                 Musa ağacı

St Simeon Manastırı

Hızır Ziyareti

Vakıflar Ermeni köyüne ziyaret

Ev yapımı defne yağı ve defne sabunu almayı da unutmayınız.

Musa Ağacı: Hıdırbey köyünde ‘koruma altına alınmış’ ulu bir çınar ağacı vardır. Halk arasında 2000-3000 yaşlarında olduğuna inanılan bir ağaçtır.Gövdesinin çevresi 35 metredir. Bu ağacın Hz. Musa’nın asasının ab-ı hayat (ölümsüzlük suyu) sayesinde filizlenip kök salmasıyle meydana geldiğine dair efsaneler anlatılmaktadır.

Musa ağacının olduğu köyde akşama doğru bir yorgunluk çayı içtik. Sonra orman yolundan Hatay’a geç saatlerde geldik.

Hatta yolda yol kenarında piknik yapmayı da unutmadık.

Sevgili dostlar bizlere bu turistik geziyi sağladığınız için hepinize binlerce teşekkürler.Hatay’dan çok mutluyduk.Dostlardan ayrılmak zor oldu. Onlara buradan birkez daha teşekkürleri borç bilir tekrar görüşmek ümidiyle. Hoşçakal  dostlar.Hoşçakal Türkiye.

 

Hatay veda 1
Hatay veda
 

 

 

 

 

 


                                                                                                                                                                                                                  

                                                                                                  

                                                                                                                                                               

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                  Has Turizm Şam’a hareket etmek üzere                               

BD21322_           

Suriye Bayrağı
 

 


                                                                                                                               SURİYE&ÜRDÜN YOL HARİTAMIZ

İstanbul-Petra-        Ürdün       SURİYE VE ÜRDÜN ROTAMIZ

       ÖN HAZIRLIKLAR:

       1. Çift giriş Suriye vizesi.Rotamız Şam üzeri Ürdün’e gidiş ve dönüş.

Suriye souvenier       2.İngilizce seyahat rehber kitabı (Lonely Planet)

       3.Google Earth fotoğrafları

       4.Sigorta resmi  belgeleri

       5.Cash Dolar . (Çok önemli)

       6.Suriye Ürdün yol haritası.

       7………..v.s

            SURİYE                                                       

Ĝ  Şam

Ĝ  Palmira (Tadmor)

Ĝ  Hama

Ĝ  Maalula

Ĝ  Halep

 

Suriye konumu: Suriye'nin doğusunda Irak, batısında Lübnan ve Akdeniz, kuzeyinde Türkiye ve de güneyinde Ürdün bulunmaktadır. Büyük şehirler batıda Halep - Şam çizgisinde, Asi (Orontes) nehri vadisinde ve sahil kesimlerinde yoğundur. Doğu ve güneyde çöl alanları ön plana çıkarken; yerleşim merkezleri azalır ve önemsizleşir.

Akdeniz ikliminin etkisinde olan ve Türkiye'den Lübnan'a uzanan sahil kesimi 183 km. uzunluğundadır. Suriye'nin önemli limanları ve kasabaları burada yer alır. Başlıcaları kuzeyden güneye doğru Ras Al Basit, Lazkiye, Jable, Baniyas ve Tartus'tur.

Yaz aylarında özellikle çöl bölgelerinde sıcaklığın 45 dereceye kadar çıktığı Suriye'yi gezmenin en uygun zamanı yılın Mart -Nisan - Mayıs ya da Eylül -Ekim - Kasım dönemleridir.Ülkenin resmi dili Arapça'dır. Ancak büyük şehirlerde İngilizce, Fransızca veya Türkçe bilen kişilere sık rastlanır.Suriye halkının büyük bir bölümü Sünni ve Şii Müslümandır. Özellikle büyük şehirlerde kalabalık Hıristiyan cemaatleri de yaşamaktadır.

Etnik yapı: % 88 Arap, % 6 Kürt, % 2.8 Ermeni, % 1 Türk, % 1 Rum. Kalan nüfusu Süryâniler, Keldaniler, Nasturiler, Çerkezler ve Yahudiler oluşturur.

 

CilvegözüBizim ilk düşüncemiz, (rotamız) Hatay Halep idi. Halep’ten trenle Şam ve Amman’a gitmekti. Fakat HAS Turizmin direk   Şam’a gittiğini öğrenince bir anda yol    güzergahımızda değişiklikler yaptık. Aslında bu işimize de çok yaradı.

Yeni planımızda Şam ve çevresini güzelce gezdikten sonra  ve Amman’ı  transit geçerek  Madaba şehrinden konaklamak rotamızda olan en önemli değişiklikti.

14 lira vererek Has Turizm’den Şam’a biletimizi  aldık. Ucuzdu.Tam saat 10.00 da hareket ettik. Biraz heyecanlıydım. Ben sınırları pek sevmem.Belki de bundan kaynaklansa gerek. Otobüsümüz Halep ve Cilvegözü sınır kapısına ilerlerken bir anda yolun hemen kenarından başlayan tel örgüleri gördüm. Bu durum beni daha da çok ürpetti. Bu tür sınırların benzerlerini eskiden doğu blok ülkelerinde görmüştüm. Şükür bu tel örgü görüntüsü fazla sürmedi.Birkaç dakika içinde adeta kayboluverdi.

CİLVEGÖZÜ:Artık Cilvegözü’ne kilometreler kalmıştı. Şoförümüz şakır şakır Arapça konuşuyordu. Otobüsün ve soförün Türkiye çıkışlı oluşu bana tatlı bir haz ve rahatlık veriyordu.Hatay-Şam arasında tam 7 yıldır çalışıyormuş. Her tümseği tanıyan bu şoför beyden Şam ile ilgili epeyce ek bilgiler topladık. İşte sınır kapısı.. Cilvegözü…..Sadece 50 dolar bozdurduk.

Nasıl olsa bankamatik yoluyle Şam’da daha ucuz şekilde para alırız, düşüncesiyle sınır işlemlerine başladık. 1 saatlik pasaport işlemlerinden sonra tekrar yolumuza devam ettik. Suriye yolları  beklediğimden daha güzeldi. Güzel bir otoyolu. 4 yıl önce yapılmış. Otoyolun sağ ve sol yanlarında ağaçlandırılmış. Ağaçların hemen arkası çöl. Bu çöl görünümü taa Şam’a kadar devam etti.

ŞAM: Şam’a giriş alışık olduğum diğer Arap şehirlerinden hiç te farkı yoktu. Sanki her tarafta çölden havaya kalkmjş ince toz dumanları şehre hakimdi. Şam’ ın kuzeyindeki  HARASTA otobüs termınaline geldik. Yolcular biranda koşuşturarak alacele dağılıverdiler. Sap gibi kaldık ortada. Bu arada taksi şoförlerin hücumuna uğradık. ‘’Welcome to Syria, Suriye’ye hoşgeldiniz.’’ Taksi şoförleri  müşteri yüzünden kendi aralarında tartışırken oradan geçen bir hanımefendiye ‘buradan HECAZ istasyonu taksi ile tahminen kaç para tutar? Yanıt bizi şaşırdı.’ En fazla 150 ya da 200 Suriye lirası’. Diğer bir deyimle yaklaşık 3 YTL. Biz 2 ytl’ e istediğimiz yere geldik. Otelimiz Hecaz (Hicaz) istasyonuna çok yakın bir yerde idi. (Rehper kitabıbımız Lonely Planet bizim yol arkadaşımız.)

Salam Hotel. Adres: Damascus Halbony Tel 00963-11-2216674  Fax: oo963-11-2215031 Fiatı iki kişilik oda: 40 YTL

Otelimiz Şam üniversitesi ile duvar duvara idi. Otel resopsiyonunda çalışan kişi Şam üniversitesinde çalışan bir öğretim görevlisiydi. Şaşırdım.’Bu otel sizin mi? diye sordum.    ’ Hayır’.Ama siz demeye kalmadı ki öğretim görevlisi şunları söyledi. ‘Şam’da herkesin 2 işi vardır. Ben gündüzleri okuldayım, akşamları bu oteldeyim. Her ikisinden aldığım maaşla normal yaşarım. Yani orta hallice. Ya hanımınız? Bizde hanımlar genellikle hiç çalışmazlar. Hali vakti yerinde olanlar 2 ya da daha fazla hanımla evleniriz.Peki kaç çocuğunuz var? 6. Son soru? Maaşınız ne kadar? 350 ytl üniversite 200 ytl buradan otelden alıyorum. Yani toplam 550 ytl. Evet evet sadece o kadar.’ Anladım ki Suriye’de yaşam  turistlere göre çok ucuz!!!

Akşam oldu karnımız iyice acıktı. Oteldeki Abdurrahman bey, ‘’Arkada  caddede üniversite giriş binasının yakınında çok güzel bir lokanta var.Oradan çok memnun kalacaksınız.

Suriye- lokantadayızGittik, oturduk. İngilizce bilen yoktu. Şöyle sağıma soluma bakınarak herkesin yediklerine bir göz gezdirdim. Yan masadan bir Şam’lı bey , buraya geliniz dercesine eliyle bizi çağırdı. Arapça konuşan bu beyle anlaşamadık. Ben sadece neler yenilir diye bakıyordum demeye çalışırken, bu bey, hay hay telefon etmeye çalışıyordu. Telefon konuşmasının hemen yarısında bana telefonu uzattı.Karşımda İngilizce konuşan bir başka bey. ‘Masada oturan aile, sizi ağırlamak istiyor. Sizlerle birlikte yemek yemekten sizlere birşeyler ikram etmekten çok hoşnut kalacaklar,’ diye bize telefonla tercümanlık etti. O aile çok ısrar edince, onları kırmadık. Oturduk. Adını ve tadını bilmediğimiz çeşitli yamekler birer birer masamıza geldi. Anladığım tek sözcuk ‘Tavuk idi. Krallar gibi ağırlandık. Yedik içtik birlikte elle kola konuştuklarımız 10 sözcükten öteye gitmedi. Hatta yemeğimizin sonlarına doğru gelen bir telefonla birden özür dileyerek gitmeleri gerektiğini bize el kol hareketleri ile anlatmaya çalıştılar.Bir menba suyunun sahibi olan bu aile ile vedalaştık. TABULLA yemeği yemeklerde en çok hoşumuza gidenler arasında idi. Aralarında Hatay usulü içli köfte de vardı.

Yediğimiz bütün yemeklerin arapçasını bir kağıda yazarak kendimize güzel bir yemek listesi çıkardık.

 

Bu arada da yemeğin sonunda gelecek olan 4 kişilik yemek faturasının ne kadar kabarık olduğu da aklımdan hiç çıkmıyordu. Üç kağıda geldik.Adamlar bizi masalarına davet

ettiler ve kendi yemeklerini de bize ödetmek için bu yolu denediler, düşünceleri belleğimizin bir köşesini tırmalayıp duruyordu. Elimde kalan dolarların yetip yetmeyeceğinin hesaplarını yapmaya başladım. Ben bu hasaplarıla uğraşırken tatlılar ve meyvalar geldi. Yemekler arka arkaya geldikçe bende dae tatlısert terlemeler yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı. Yok yok istemiyoruz. Karnımıızı onlara gösterip gereğinden fazla yemek yediğimizi göstermeye çalışıyoruz. Ama nafile. Artık bundan sonra ‘battı balık yan gider’ misali gelen son ‘Türk Kahvesini’ nin tadını çıkarmaya çalıştık. Kahveyi yudumlarken sigara dumanlarının eşliğide garsonu çağırdım. ‘’Garsona: Ödemey kredi kartı ile yapmak istiyorum.Bu mümkün mü? Daha kartı garsona göstermedim ki adam eliyle koluyla bunun mümkün olmayacağını  eliyle koluyla defalarca tekrarladı. Sonra ne yapalım eldeki dolarlara ödemekten başka çaremiz kalmadı diye iyice kara kara düşünmeye başladım doğrusu. Sonra dolarla ödeyebilir miyiz diye elimdekileri gösterdim.Garson yine cin çarpmış gibi  onunla da mümkün olmayacağını  kaşıyle gözüyle bize iyiden iyiye anlattı.Cebimizde yaklaşık tam  48 dolarlık Suriye parası vardı.‘Acaba bu kadar yemek kaç (dolar) ya da Suriye lirası tutar acaba? O güzelim lokanta artık bize batmaya başladı.

Yemeklerin tadını mı soruyor sunuz? Hayatımda bu kadar güzel bir yemek yemedim diyebilim. Tek kelimeyle, NEFİSTİ. İşte bu sıkıntılar arsında hesap istedik. Orta boylu bir garson bize kibarca eğilerek, hesabı hemen getiraceğini hareketleriyle  anlatarak, bizi selamlayıp uzaklaştı. Daha yemeğin başında masamıza getirilen o kırmızı güllere gözüm takıldı.Başladım onlara, o güllere kızmaya. Bu zamana dek masamızda hiç özel getirilmiş kırmızı gül görmemiştik. Hem lüks lokantalarda kırmızı gül demek ödenecek hesaplar çift rakamlıya döner şeklinde hayal mayel ederken diğer masadaki insanları birbir süzmeye başladım. Çoğu masaların gözleri bizim masamızdaydı. Acaba hesap 48 doların üzrine çıkar mı ? Ya çıkarsa yapacağım şeyler neler olabilir şeklinde binbir senaryolar hazırlamaya çalışıyordum.

Bakınız işte oradan bir garson bize doğru geliyor. Hem de elinde Şam işi sedef kablamalı bir hesap kutusuyla. Nazikçe eğildi ve buyurun efendim dercesine kutuyu bana uzattı. Kutuya bir iki dakika dokunamadım. Tam o sedef işlemeleri inceliyordum ki  karşımda duran biri garson diğeri Nargile hazırlayıcısı bize:’Nargileniz hazır.Buyurun efendim’.  Ben nargile hazırlayıcısına bakakaldım. Bizde folklore elbisesi giymiş birisinin kılığına benziyordu.Hem de bıyıkları neredeyse pala bıyıklı. Acaba bu gelenek Osmanlılardan mı kalmıştı, yoksa bu adetler onların örf ya da adetleri miydi!! Garson nargileyi hazırlayıp elime de benim kullanacağım plastik ağız kısmını takarak bana uzattı. Nargilenin bu arada bir tadına bakayım dedim. Fena değildi. 

Sedef işlemeli fatura hesap sandığı bir dağ gibi hala önümde duruyordu. Kimseye çaktırmadan elim yavaş yavaş kutuya uzandı. Kutuyu hemen açmakta zorlandım. Kutunun içinden çıkan  Arapça yazılı şeylerdi. Zaten ne olabilirdi ki. Türkçe olacak değildi ya.

Şam-damasascus THY müdürüDur. Dur…Arka tarafı İngilizce. ’ Saygıdeğer misafirler.Suriye’ye hoşgeldiniz. Erken gitmek zorunda kaldığımız için de sizlerden özür dileriz. Bir isteğiniz dileğiniz olursa aşağıdaki telefonu aramanız yeterlidir. Hesabınız ödenmiştir. Sonsuz selamlar…..’

Bu misafirperverliğin karşısında dondum kaldım. Dilim dişim tutuldu. İşte benim ön yargılı düşüncelerim. Kendi kendimden utanmaya başladım. Kusuruma bakmayınız.

Ertesi gün kahvaltıdan hemen sonra ilk işimiz bankamatik ATM aramak oldu. İlk ATM kusura bakmayın işlem yapamıyoruz. 2. 3. 4. kısaca bütün banka ATM leri bize Suriye parası vermediler.Büyük otellerdeki yerlere gittik. Oradan da eli boş döndük.Öğrendik ki yabancı bir bankamatikle hiç bir yerden para çekemiyeceğiz.Kara kara düşünmeye daldık. Elimizdeki Türk lirasını hiç bir banka bozmadı.Ne yapsak ne etsek diye dolaşırken bir anda THY Şam şubesini gördük. Aklımıza elimizdeki Türk Lirasını tek bozduracağımız yer ancak burası olur, düşüncesiyle büroya daldık.Düşüncemizde yanılmadık. Sağolsun THY Şam müdürü M.Ertuğrul Nacar bey bu isteğimizi hiç kırmadı. (Teşekkürler Ertuğrul Bey) Artık rahatça Şam ve çevresini rahatlıkla gezebiliriz. Bakınız nereleri gezdik.

ŞAM : Suriye'nin başkenti Şam, aynı zamanda Arap dünyasının en eski ve kalabalık şehirlerinden birisidir. Deniz seviyesinden 690 m. Yükseklikte Barada Nehrinin oluşturduğu bir vahada yer alan Şam, Arapça Dimeşk ismiyle de tanınır. Coğrafi olarak Ortadoğu'ya oldukça hakim bir noktadadır. Beyrut'un 110 km. güneydoğusunda, Amman'ın 210 km. kuzeyinde, Bağdat'ın 600 km. batısındadır. Bütün bu kentlere oldukça iyi karayolu ağıyla bağlıdır. Halep'te olduğu gibi Şamda'da zengin Suriye mutfağının Türk zevkine hiçte yabancı olmayan lezzetlerini denemek için her keseye uygun çok sayıda lokanta, restoran ya da kebapçıbulunur.
Nüfusu 4 buçuk milyonu aşan Şam'da görülmesi gereken tarihi eserlerin arasında Emeviye Camisi ve Selahaddin-i Eyyubi'nin türbesi ilk sırayı alır. Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'la yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi, Hamidiye Kapalı çarşısı ve Hicaz demiryolu istasyonu kentteki belli başlı Osmanlı eserleridir. Şam Valisi Essad El Azim Paşa'nın Müze haline getirilen 17 odalı saray yavrusu taş konağı ile Suriye Milli müzesi yine bu şehirdeki önemli eserlerdendir. Sadece Şam''da 120 civarında Türk eseri bulunmaktadır.

Şam Emeviye Camisi: Şehrin en büyük, en eski ve görkemli camisidir. 705 yılında Emevi Halifesi Velid bin Abdülmelik tarafından camiye çevrilmiştir. Müslümanlar tarafından kıyamete yakın Hz.İsa'nın yeryüzüne ineceğine inanılan "ak minare" bu camiye aittir. Camide ayrıca, Hz.Yahya Peygamberin kabri ile Hz.Hüseyin'in Kerbela'da Yezid'in adamları tarafından kesilen ve Şam'a getirilen mübarek başlarının defnedildiği ve ziyaret edildiği bölüm bulunmaktadır. Emeviye camisinin kapladığı 7000 m² 'lik alanda ayrıca Selahaddin Eyyubi türbesi, Hz.Hüseyin'in kızı Seyide Rukiye Camisi, Türk Şehitliği ve turistik eşya satan bir çok dükkan bulunmaktadır.

Hamidiye Çarşısı: 1863 yılında Osmanlı Padişahlarından Sultan Abdülhamid Han tarafından yaptırılmıştır. Yapı olarak İstanbul'daki kapalı çarşıyı andıran Hamidiye çarşısında genel olarak turistik eşya satışı yapılmaktadır.

DSC00045 (2)Hicaz Tren İstasyonu: Bugün bile hayata geçirilmek için çaba sarfedilen Hicaz Demiryolu Projesi'ni ilk olarak Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid ortaya attı. 2. Abdülhamid, Hicaz Demiryolu İradesi'ni 2 Mayıs 1900 tarihinde yayınladı ve Hicaz Demiryolu yapımı 1 Eylül 1900'da başladı. Bu proje bir bakıma Bağdat demiryolu hattının devamıydı. İki demiryolu birleşince İstanbul, Şam üzerinden kutsal Mekke ve Medine'ye bağlanacaktı. Hesaplara göre İstanbul'dan Mekke'ye demiryolu ile ulaşım 120 saatte gerçekleşecekti. Proje, Hicaz ve Yemen'de Osmanlı'yı güçlendirecek, Mısır'da Osmanlı nüfuzunu artıracak, askerleri bölgeye emniyet içinde sevetmek mümkün olacaktı.

Süleymaniye Külliyesi (Tekkesi): Osmanlı Mimarisinin güzel örneklerinden biri olan Süleymaniye Külliyesi, 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Külliyeye 1566 yılında Süleymaniye Medresesi eklenmiştir. İçerisinde son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin'in mezarı bulunmaktadır.

 

 

 

DSC00073
Şam-damascus -Şeker
 


 

 

                                                                                                         

 

 

 

 

Şam tatlısı                                                     Su ve meşrubat satıcıları

 

 

Şam-damascus-HicazHamidiye çarşısı                                                                                                         

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                             

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

         

 

             Hamidiye Çarşısı                                                                                                                                                    Hecaz İstasyonu

 

Şam’da 4 season hotel’inde (4 mevsim oteli) Milli takımımızın Avrupa şampiyonluğu maçlarını keyifle izledim.Otelin en tepesi LCD TV leri donatılmış zengin  Suriye’lilerin geldiği bir yer.Hele akşamları Şam’a tepeden bakarak nargilenizi fokurdatarak istiyorsanız mutlaka buraya bir uğrayın.Şam’da kadınların  yüzde 90 i peçeli. Ama bu otele gelenlerde peçe göremezsiniz. Hicaz istasyonundan Hamidi’ye kapalı çarsına yürüyerek gitmeniz çok basit.İstanbul’daki kapalı çarşıyı andıran bu çarsıyı boydan boya gezer ve bu çarşının çıkışından sola dönerseniz Hıristiyan ve Ermeni’lerin yaşadıkları mahallere gelirsiniz.Burada eski ev bütün sokakların yeni baştan onarıldığını göreceksiniz.Bu böyle giderse çok yakında UNESCO tarafından bütün mahalleler korunma altına alınacaktır. Birkaç yıl sonra bu caddelar 1900 yıllarının caddelarini andıran muhteşem bir görüntü olacaktır. Heryerde alkollü içkiler bulmanız mümkün değil. Ama bu mahallelerde heryerde bulmanız mümkün.Garip ama gerçek.Efes birası 50 kuruş.

Şam’ı gerçekten (adını unuttuğum) tepeden görmek istiyorsanız taksi ile oraya gidiniz.Pazarlık yapınız.Normalinde Şam’da taksi ile en uzak bir noktaya gitseniz bile en fazla 150 Suriye lirası ödersiniz. Yani 3 ytl. Suriye’de en ucuz taksidir. Herkesin kullandığı araç taksidir. Eski tip dolmuş taşımacılığı şurada burada göze çarpar.

MAALOULA: Üçüncü gün Şam’a 60 km uzaklıktaki Maalula’ya gitmeye karar verdik. Gayet basit. Bulunduğunuz yerden 150 Suriye Lirası ödeyerek (3 ytl) Emeviye garajına gideceksiniz.Oradan 1960 yılları tipi bir miinibüs sizi Maalula’ya götürür.Gidiş  geliş 300 Suriye Lirasıdır. ( 6 ytl ) Bu işi günü birlik yapmanız yeter de artar bile.

Maalula bir hıristiyan köyüdür.Bu köyde Arapça’nın yanısıra Hz. İsa’nın yaşadığı yıllarda Suriye Filistin^de konuşulan ‘Aremice’ dili hala konuşulmaktadır. Bu dil artık kaybolma, unutulma sınırına gelmiştir. Maulula küçük şirin bir köydür. Şam’ın kalabalığından uzaklaşmak için bu köye gitmenizi tavsiye ederim. Hem bu yolculukta doğayı biraz daha yakından gözleme olanağınız olur.

Maaloula - Kopya
Maaloula 3 - Kopya
Welkom Maalula
 

 

 

 


                                                                    

 

 

 

 

                                                                                                                                                                                         

 

 

 

 

                                                                                                                    Maaloula’ladan muhtelif görűntűler

 

 

                                                                                           

 

 

Hama
Palmira-Suriye 197
Halep kalesi