2008 ORTA DOĞU GEZİ GŰZERGAHIMIZ
TÜRKİYEDE HATAYDAYIZ.....
KARA VE
DEMİRYOLU İLE; TÜRİYE
SURİYE ÜRDÜN
KARA TREN !!!!!
Bizde
kara trenler üzerine belki yüzlerce
türküler destanlar yakılmıştır. Onun acı acı
çalan düdüğü nice insanlara
ayrılığı, nicelerine kavuşmanın müjdesini
vermiştir. Arkasında bıraktığı kara duman
taşıdığı yolcuların ayak izleri olmuştur. Bir sürüngen yılan
gibi dağ tepe ova demeden hazin hazin
ilerlerdi. Nerede kaldı o kara trenler?
Şimdi
onlar yerlerini sarılara,beyazlara, kırmızılara mavilere
bırakmış. Ama ben yine de trenle yolculuğa
bayılırım.Rengi ne olursa olsun.Onlarla çevreyi izlemek, size
ayrılan bölümde eviniz gibi yatıp dinlenmek,gerekirse komşu
vagonlara ziyarete gitmek bir ayrıcalıktır.Lokantasına
gidip çorba içmek veya bir bardak içki yudumlamak sizin yolculuğunuza bir
başka güzellik katar sizlere unutulmaz dostluklar ve sohbet
olanakları sağlarl.Evet evet trenle yolculuk bir ayrıcalık
VİP yolculuğudur. Kara tren ya da (rengini siz belirleyin) işte
o renkli trenlerle bir hayli yolculuklarım olmuştur. Her ülkede
yolculuklarımda genellikle tren yolculuğunu seçerim. Bunlardan
birkaçı hala belleğimdedir. En önemli 11 tren yolculuğum:
1.Trenle 8 günlük Moskova Pekin yolculuğu. Trans
Sibirya expresi.
2.Pekin Urumqi (Batı Çin Uygur bölgesi)
3.Pekin Şanghay hattı
4.Japonya Shinkansen hızlı treni.
Tokyo-Hiroshima (Hızlı tren)
5.Kenyada Nairobi-Mombasa hattı.

6.Hindistan Yeni Delhi-Agra
hattı
7.Avustralya da Sydney-Brisbane
hattı
8.Yeni Zelanda da
Picton-Chirstchurch hattı
9.Peruda Cuzco-Machupichu
hattı
10.Avrupada
Amsterdam Viyena hattı
11.Amsterdam.
Bruksel-Paris TGV hızlı tren hattı v.s
12.Türkiyede İstanbul-Adana İç Anadolu Mavi tren hattı .
İSTANBULADANA
Güzel bir
ilkbahar sıcağında alacele Sirkeciden Haydarpaşaya
geldik.İç Anadolu Mavi trenimizin
kalkmasında az bir zaman kalmıştı.
Haydarpaşa-Adana
rotamız:
Haydarpaşa,İzmit,Bilecik,Enveriye,Kütahya,Afyon,Konya,Karaman,Adana
Hareket
saatimiz 18.40
Planlanan
varış saati 14.11
Mesafe:
1116 km.
Odamız
iki kişilikti.Ve gayet lükstü.Buzdolabı dahil her şeyimiz
vardı. Fiatları öğrenmek isterseniz; iki kişilik
yataklı kompartıman için ödediğimz fiat 134 lira.Trenimizin
hareketinden önce Haydarpaşa Gar Müdürü Selahattin Can Beyi ziyaret etmeyi
de unutmadık. Aslında bizim önceki planladığımız
rota Toros Ekspresi ile İstanbul-Halep ya da İstanbul Şam idi.
Toros Ekspresi Haydarpaşadan 4 Şamdan 7 .gün olarak hareket
eder.Haydarpaşa kalkış saat 08.55. Şama varış (2
tam gün)saat 05.13 te.
Daha fazla bilgiler için: Türkiyenin heryerinden tel:444 82 33 veya www.tcdd.gov.tr
İstanbul Sirkeci: Tel: (216)
527 00 50 Haydarpaşa: 348 80
20 /336
Fakat
biz Suriyeye girişi Hatay dönüşü Kilisten yapmak (gidiş
dönüş için) daha akıllıca bir rotaydı.Hem Hatay da
dostlarımız vardı.Dostlarla görüşmek ,Hatayda bir Hatay
künefesi yemek ve Harbiyeye gidip ayaklarımız suyun içinde
ferahlatmak şöyle enfes güzel vakitler geçirmek bizim en güzel
dileklerimiz arasındaydı.Bu arada Hataydaki Şahin tepeyi
unutmamak gerekir.Canlı balık yemek için en güzel bir adrestir.
Yoldayız.O
alışık olduğum trenin taka tak sesleriyle güneşi
batırdık ve İzmite
geldiğimizde artık karanlık kavuşmuştu. Restaurant
bölümüne geçerek o nefis yemekleri tatmaya koyulduk.
Artık
iyice Anadolunun içlerine doğru sarkmaya başladık.
Yeşillikler yerini kuraklığa teslim etmiş adeta bir çölü
yarıp geçiyorduk. Konya garında ayak üzeri dönerimizi ve
ayranımızı içtikten sonra tekrar yola devam. Öğleyi geçkin
artık Torosların kapısını çaldık. Yolda
objektifime takılan bazı fotoğraflar.






İstanbul Adana İç
Anadolu Mavi Tren yolculuğunda yol güzergahından muhtelif
görüntüler
.
Yolda film
çekmek için izin alarak trende Manisalı Kadir makinistin yanına ön
tarafa geçtim. Buradan Torosları geçmek etrafı seyratmek
bambaşka bir görünüm.Dağlar ve tüneller adeta yarış
içindeydiler.Tam 37 tane tünel geçtik.Bunlardan en uzunu 3200 metredir. Ya Vardar
Köprüsü trenin geçtiği en tehlikeli bölümüydü.Bu köprüden geçerken
korkumdan gözlerimi yumdum. Aşağısı korkunç bir
uçurumdu.Umarım Torosların bu güzelliklerini
yapacağınız tren yolculuğu ile görme
fırsatınız olur.Kara yolundan çok farklı ve çok güzel.Lütfen
deneyiniz.
HATAY: (Hotel Saray 2 kişi 50 lira
.Hürriyet Caddesi no 3 Tel: 0326 2149001)
Saat 15.00
sularında Adanaya geldik. Adana alabildiğince sıcak ve
nemliydi.Kısaca bir şehir turu yaparak hemen Hataya gitmek için
garaja gittik.Aynı akşam 19.00 sıralarında kendimizi otel
odasında bulduk. Hataya bu benim 4. gelişim. Her gelişimde
Hatayı bir başka güzellikte buldum. Hatay, dinlerin, dillerin,
kilise ya da camilerin yan yana olduğu ve herkesin barış içinde
yaşadığı örnek bir şehrimizdir.İşte bunun
içindir ki Hatay halkı çok misafirperver ve dostanedirler.En kısa
zamanda unutulmaz dostluklar oluşur ve bu dostluk belki de ölünceye
dek kalıcı olur.
Hatayda
görülecek gezilecek yerler:
1.Harbiye.Şelaleler
ve nefis lokantaların olduğu enfes bir yer.
2.Hatay
müzesi.Mozaiklerin en güzelini görebilirsiniz.
3.St.Pierre
Kilisesi.Hiristiyanlar aleminin en önemli kilisesi
4.Hürriyet
Caddesi üzerindeki meydandaki künefeciler
5.Şahin
tepesi. Balık v.b
6.Hatay
mahalle ve eski sokakları.
7.Atatürk
meydanı ve Asi ırmağı çevresi
8.Anadolu
restaurant . Hürriyet Caddesi. No 30 Tel: 0326 215 33 35
Ertesi gün ilk işimiz dostlarımızı aramak oldu. Merhaba
Süleyman ve ailesi.Merhaba Mehmet ve ailesi. Ve diğerleri.
Bakınız onlarla nereleri gezdik:
HATAY-SAMANDAĞ:
Samandağ,Asi nehrinin Akdenize dökülürken Musa Dağı,
Keldağ ve Saman dağı oluşturduğu düzlükte yer
alır. Antakya ya 22 km uzaklıktadır.
Samandağ
Türkiyede bulunan en eski yaşam alanlarından biridir.
Yazılı tarih döneminde M.Ö. 750 tarihlerine doğru Asi nehri ağzına
Yunanlılar tarafından Al-Mina Limanı kurulmuştur. O
zamanlarda gemiler Asi nehri yoluyla Antakya ya kadar
ulaşabiliyorlardı.
Bu liman
önemini uzun süre korumuştur. Roma hakimiyeti döneminde İmparator
Vespasianus (M.S. 69) ve oğlu Titus tarafından limanı sel
sularından korumak amacıyla tünel
yaptırılmıştır. Bu tünel Titus Vespasianus Tüneli
olarak tanınmaktadır. 1516 tarihinde Osmanlıların daha
sonra 1.dünya savaşından sonra Fransızların
egemenliğine giren Samandağ 1938 yılında Hatay Devletine
bağlanmıştır.1939 yılında Hatayla birlikte
Türkiye Cumhuriyetine bağlanmıştır.
Samandağı
sahili 14 km uzundur.Chelonia, Mydas ve Caretta
kablumbağalarının
sayılı yumurtlama üreme alanlarından biridir.
Çevik
Seleucia Pieria Kenti: Samandağının 5 km kuzeyinde Musa
Dağının denize hakim yamaçlarında
kurulmuştur.Şehrin bir iç limanı vardı. İsa
Peygamberin havarilerinden Aziz Paul, bu limandan Tarsusa ilk seyahatini
yapmıştır. İmparatorluk zamanında dağ delinerek
bir tünel açılmıştır.Tünel Titüs zamanında tamamlandı.130
metresi kapalı, kalan kısmı açık olan tünelin uzunluğu
1300 metredir. Bu tüneli ziyaretinizde yanınızda mutlaka bir el
lambası bulundurunuz.



Harbiye Harbiye Şelalesi Samandaĝı plajları



Titus Tüneli Musa ağacı
St Simeon
Manastırı
Hızır
Ziyareti
Vakıflar
Ermeni köyüne ziyaret
Ev yapımı defne
yağı ve defne sabunu almayı da unutmayınız.
Musa
Ağacı: Hıdırbey köyünde koruma altına
alınmış ulu bir çınar ağacı vardır. Halk
arasında 2000-3000 yaşlarında olduğuna inanılan bir
ağaçtır.Gövdesinin çevresi 35 metredir. Bu ağacın Hz.
Musanın asasının ab-ı hayat (ölümsüzlük suyu) sayesinde
filizlenip kök salmasıyle meydana geldiğine dair efsaneler
anlatılmaktadır.
Musa
ağacının olduğu köyde akşama doğru bir yorgunluk
çayı içtik. Sonra orman yolundan Hataya geç saatlerde geldik.
Hatta yolda
yol kenarında piknik yapmayı da unutmadık.
Sevgili
dostlar bizlere bu turistik geziyi sağladığınız için
hepinize binlerce teşekkürler.Hataydan çok mutluyduk.Dostlardan
ayrılmak zor oldu. Onlara buradan birkez daha teşekkürleri borç bilir
tekrar görüşmek ümidiyle. Hoşçakal
dostlar.Hoşçakal Türkiye.


Has
Turizm Şama hareket etmek üzere

SURİYE&ÜRDÜN YOL HARİTAMIZ
SURİYE
VE ÜRDÜN ROTAMIZ
ÖN
HAZIRLIKLAR:
1.
Çift giriş Suriye vizesi.Rotamız Şam üzeri Ürdüne gidiş ve
dönüş.
2.İngilizce seyahat rehber
kitabı (Lonely Planet)
3.Google
Earth fotoğrafları
4.Sigorta
resmi belgeleri
5.Cash
Dolar . (Çok önemli)
6.Suriye
Ürdün yol haritası.
7 ..v.s
SURİYE
Ĝ Şam
Ĝ Palmira (Tadmor)
Ĝ Hama
Ĝ Maalula
Ĝ Halep
Suriye konumu: Suriye'nin
doğusunda Irak, batısında Lübnan ve Akdeniz, kuzeyinde Türkiye
ve de güneyinde Ürdün bulunmaktadır. Büyük şehirler batıda Halep
- Şam çizgisinde, Asi (Orontes) nehri vadisinde ve sahil kesimlerinde
yoğundur. Doğu ve güneyde çöl alanları ön plana çıkarken;
yerleşim merkezleri azalır ve önemsizleşir.
Akdeniz ikliminin etkisinde olan ve Türkiye'den Lübnan'a uzanan sahil
kesimi 183 km. uzunluğundadır. Suriye'nin önemli limanları ve
kasabaları burada yer alır. Başlıcaları kuzeyden
güneye doğru Ras Al Basit, Lazkiye, Jable, Baniyas ve Tartus'tur.
Yaz
aylarında özellikle çöl bölgelerinde sıcaklığın 45
dereceye kadar çıktığı Suriye'yi gezmenin en uygun
zamanı yılın Mart -Nisan - Mayıs ya da Eylül -Ekim -
Kasım dönemleridir.Ülkenin resmi dili Arapça'dır. Ancak büyük şehirlerde
İngilizce, Fransızca veya Türkçe bilen kişilere sık
rastlanır.Suriye halkının büyük bir bölümü Sünni ve Şii
Müslümandır. Özellikle büyük şehirlerde kalabalık
Hıristiyan cemaatleri de yaşamaktadır.
Etnik yapı: % 88 Arap, % 6 Kürt, % 2.8 Ermeni, % 1 Türk, % 1 Rum.
Kalan nüfusu Süryâniler, Keldaniler, Nasturiler, Çerkezler ve Yahudiler
oluşturur.
Bizim ilk
düşüncemiz, (rotamız) Hatay Halep idi. Halepten trenle Şam ve
Ammana gitmekti. Fakat HAS Turizmin direk
Şama gittiğini öğrenince bir anda yol güzergahımızda
değişiklikler yaptık. Aslında bu işimize de çok
yaradı.
Yeni planımızda Şam ve
çevresini güzelce gezdikten sonra ve
Ammanı transit geçerek Madaba şehrinden konaklamak rotamızda
olan en önemli değişiklikti.
14 lira vererek Has Turizmden Şama
biletimizi aldık. Ucuzdu.Tam saat
10.00 da hareket ettik. Biraz heyecanlıydım. Ben
sınırları pek sevmem.Belki de bundan kaynaklansa gerek.
Otobüsümüz Halep ve Cilvegözü sınır kapısına ilerlerken bir
anda yolun hemen kenarından başlayan tel örgüleri gördüm. Bu durum
beni daha da çok ürpetti. Bu tür sınırların benzerlerini eskiden
doğu blok ülkelerinde görmüştüm. Şükür bu tel örgü görüntüsü
fazla sürmedi.Birkaç dakika içinde adeta kayboluverdi.
CİLVEGÖZÜ:Artık Cilvegözüne kilometreler
kalmıştı. Şoförümüz şakır şakır Arapça
konuşuyordu. Otobüsün ve soförün Türkiye çıkışlı
oluşu bana tatlı bir haz ve rahatlık veriyordu.Hatay-Şam
arasında tam 7 yıldır çalışıyormuş. Her
tümseği tanıyan bu şoför beyden Şam ile ilgili epeyce ek
bilgiler topladık. İşte sınır kapısı..
Cilvegözü
..Sadece 50 dolar bozdurduk.
Nasıl olsa bankamatik yoluyle
Şamda daha ucuz şekilde para alırız, düşüncesiyle
sınır işlemlerine başladık. 1 saatlik pasaport
işlemlerinden sonra tekrar yolumuza devam ettik. Suriye yolları beklediğimden daha güzeldi. Güzel bir
otoyolu. 4 yıl önce yapılmış. Otoyolun sağ ve sol
yanlarında ağaçlandırılmış. Ağaçların
hemen arkası çöl. Bu çöl görünümü taa Şama kadar devam etti.
ŞAM: Şama giriş
alışık olduğum diğer Arap şehirlerinden hiç te
farkı yoktu. Sanki her tarafta çölden havaya kalkmjş ince toz
dumanları şehre hakimdi. Şam ın kuzeyindeki HARASTA otobüs termınaline geldik.
Yolcular biranda koşuşturarak alacele dağılıverdiler.
Sap gibi kaldık ortada. Bu arada taksi şoförlerin hücumuna
uğradık. Welcome to Syria, Suriyeye hoşgeldiniz. Taksi
şoförleri müşteri yüzünden
kendi aralarında tartışırken oradan geçen bir
hanımefendiye buradan HECAZ istasyonu taksi ile tahminen kaç para tutar?
Yanıt bizi şaşırdı. En fazla 150 ya da 200 Suriye
lirası. Diğer bir deyimle yaklaşık 3 YTL. Biz 2 ytl e
istediğimiz yere geldik. Otelimiz Hecaz (Hicaz) istasyonuna çok yakın
bir yerde idi. (Rehper kitabıbımız Lonely Planet bizim yol
arkadaşımız.)
Salam Hotel. Adres: Damascus Halbony Tel 00963-11-2216674 Fax: oo963-11-2215031 Fiatı iki
kişilik oda: 40 YTL
Otelimiz Şam üniversitesi ile duvar
duvara idi. Otel resopsiyonunda çalışan kişi Şam
üniversitesinde çalışan bir öğretim görevlisiydi.
Şaşırdım.Bu otel sizin mi? diye sordum. Hayır.Ama siz demeye kalmadı
ki öğretim görevlisi şunları söyledi. Şamda herkesin 2
işi vardır. Ben gündüzleri okuldayım, akşamları bu
oteldeyim. Her ikisinden aldığım maaşla normal yaşarım.
Yani orta hallice. Ya hanımınız? Bizde hanımlar genellikle
hiç çalışmazlar. Hali vakti yerinde olanlar 2 ya da daha fazla
hanımla evleniriz.Peki kaç çocuğunuz var? 6. Son soru?
Maaşınız ne kadar? 350 ytl üniversite 200 ytl buradan otelden
alıyorum. Yani toplam 550 ytl. Evet evet sadece o kadar. Anladım ki
Suriyede yaşam turistlere göre çok
ucuz!!!
Akşam oldu karnımız iyice
acıktı. Oteldeki Abdurrahman bey, Arkada caddede üniversite giriş
binasının yakınında çok güzel bir lokanta var.Oradan çok
memnun kalacaksınız.
Gittik, oturduk. İngilizce bilen
yoktu. Şöyle sağıma soluma bakınarak herkesin yediklerine
bir göz gezdirdim. Yan masadan bir Şamlı bey , buraya geliniz
dercesine eliyle bizi çağırdı. Arapça konuşan bu beyle
anlaşamadık. Ben sadece neler yenilir diye bakıyordum demeye
çalışırken, bu bey, hay hay telefon etmeye
çalışıyordu. Telefon konuşmasının hemen
yarısında bana telefonu uzattı.Karşımda İngilizce
konuşan bir başka bey. Masada oturan aile, sizi ağırlamak
istiyor. Sizlerle birlikte yemek yemekten sizlere birşeyler ikram etmekten
çok hoşnut kalacaklar, diye bize telefonla tercümanlık etti. O aile
çok ısrar edince, onları kırmadık. Oturduk. Adını
ve tadını bilmediğimiz çeşitli yamekler birer birer
masamıza geldi. Anladığım tek sözcuk Tavuk idi. Krallar
gibi ağırlandık. Yedik içtik birlikte elle kola konuştuklarımız
10 sözcükten öteye gitmedi. Hatta yemeğimizin sonlarına doğru
gelen bir telefonla birden özür dileyerek gitmeleri gerektiğini bize el
kol hareketleri ile anlatmaya çalıştılar.Bir menba suyunun
sahibi olan bu aile ile vedalaştık. TABULLA yemeği yemeklerde en
çok hoşumuza gidenler arasında idi. Aralarında Hatay usulü içli
köfte de vardı.
Yediğimiz bütün
yemeklerin arapçasını bir kağıda yazarak kendimize güzel
bir yemek listesi çıkardık.
Bu arada da yemeğin sonunda gelecek
olan 4 kişilik yemek faturasının ne kadar kabarık
olduğu da aklımdan hiç çıkmıyordu. Üç kağıda
geldik.Adamlar bizi masalarına davet
ettiler ve kendi yemeklerini de bize
ödetmek için bu yolu denediler, düşünceleri belleğimizin bir
köşesini tırmalayıp duruyordu. Elimde kalan dolarların
yetip yetmeyeceğinin hesaplarını yapmaya başladım. Ben
bu hasaplarıla uğraşırken tatlılar ve meyvalar geldi.
Yemekler arka arkaya geldikçe bende dae tatlısert terlemeler yavaş
yavaş su yüzüne çıkmaya başladı. Yok yok istemiyoruz.
Karnımıızı onlara gösterip gereğinden fazla yemek
yediğimizi göstermeye çalışıyoruz. Ama nafile. Artık
bundan sonra battı balık yan gider misali gelen son Türk
Kahvesini nin tadını çıkarmaya çalıştık. Kahveyi
yudumlarken sigara dumanlarının eşliğide garsonu çağırdım.
Garsona: Ödemey kredi kartı ile yapmak istiyorum.Bu mümkün mü? Daha
kartı garsona göstermedim ki adam eliyle koluyla bunun mümkün
olmayacağını eliyle
koluyla defalarca tekrarladı. Sonra ne yapalım eldeki dolarlara
ödemekten başka çaremiz kalmadı diye iyice kara kara düşünmeye
başladım doğrusu. Sonra dolarla ödeyebilir miyiz diye
elimdekileri gösterdim.Garson yine cin çarpmış gibi onunla da mümkün olmayacağını kaşıyle gözüyle bize iyiden iyiye
anlattı.Cebimizde yaklaşık tam
48 dolarlık Suriye parası vardı.Acaba bu kadar yemek kaç
(dolar) ya da Suriye lirası tutar acaba? O güzelim lokanta artık bize
batmaya başladı.
Yemeklerin tadını mı
soruyor sunuz? Hayatımda bu kadar güzel bir yemek yemedim diyebilim. Tek
kelimeyle, NEFİSTİ. İşte bu sıkıntılar
arsında hesap istedik. Orta boylu bir garson bize kibarca eğilerek,
hesabı hemen getiraceğini hareketleriyle anlatarak, bizi selamlayıp
uzaklaştı. Daha yemeğin başında masamıza
getirilen o kırmızı güllere gözüm
takıldı.Başladım onlara, o güllere kızmaya. Bu zamana
dek masamızda hiç özel getirilmiş kırmızı gül
görmemiştik. Hem lüks lokantalarda kırmızı gül demek
ödenecek hesaplar çift rakamlıya döner şeklinde hayal mayel ederken
diğer masadaki insanları birbir süzmeye başladım. Çoğu
masaların gözleri bizim masamızdaydı. Acaba hesap 48
doların üzrine çıkar mı ? Ya çıkarsa yapacağım
şeyler neler olabilir şeklinde binbir senaryolar hazırlamaya
çalışıyordum.
Bakınız işte oradan bir
garson bize doğru geliyor. Hem de elinde Şam işi sedef
kablamalı bir hesap kutusuyla. Nazikçe eğildi ve buyurun efendim
dercesine kutuyu bana uzattı. Kutuya bir iki dakika dokunamadım. Tam
o sedef işlemeleri inceliyordum ki
karşımda duran biri garson diğeri Nargile
hazırlayıcısı bize:Nargileniz hazır.Buyurun
efendim. Ben nargile
hazırlayıcısına bakakaldım. Bizde folklore elbisesi
giymiş birisinin kılığına benziyordu.Hem de
bıyıkları neredeyse pala bıyıklı. Acaba bu
gelenek Osmanlılardan mı kalmıştı, yoksa bu adetler
onların örf ya da adetleri miydi!! Garson nargileyi hazırlayıp
elime de benim kullanacağım plastik ağız
kısmını takarak bana uzattı. Nargilenin bu arada bir
tadına bakayım dedim. Fena değildi.
Sedef işlemeli fatura hesap
sandığı bir dağ gibi hala önümde duruyordu. Kimseye
çaktırmadan elim yavaş yavaş kutuya uzandı. Kutuyu hemen
açmakta zorlandım. Kutunun içinden çıkan Arapça yazılı şeylerdi. Zaten
ne olabilirdi ki. Türkçe olacak değildi ya.
Dur. Dur
Arka tarafı İngilizce.
Saygıdeğer misafirler.Suriyeye hoşgeldiniz. Erken gitmek
zorunda kaldığımız için de sizlerden özür dileriz. Bir
isteğiniz dileğiniz olursa aşağıdaki telefonu
aramanız yeterlidir. Hesabınız ödenmiştir. Sonsuz
selamlar
..
Bu misafirperverliğin
karşısında dondum kaldım. Dilim dişim tutuldu.
İşte benim ön yargılı düşüncelerim. Kendi kendimden
utanmaya başladım. Kusuruma bakmayınız.
Ertesi gün kahvaltıdan hemen sonra
ilk işimiz bankamatik ATM aramak oldu. İlk ATM kusura bakmayın
işlem yapamıyoruz. 2. 3. 4. kısaca bütün banka ATM leri bize
Suriye parası vermediler.Büyük otellerdeki yerlere gittik. Oradan da eli
boş döndük.Öğrendik ki yabancı bir bankamatikle hiç bir yerden
para çekemiyeceğiz.Kara kara düşünmeye daldık. Elimizdeki Türk
lirasını hiç bir banka bozmadı.Ne yapsak ne etsek diye
dolaşırken bir anda THY Şam şubesini gördük.
Aklımıza elimizdeki Türk Lirasını tek
bozduracağımız yer ancak burası olur, düşüncesiyle
büroya daldık.Düşüncemizde yanılmadık. Sağolsun THY
Şam müdürü M.Ertuğrul Nacar bey bu isteğimizi hiç kırmadı.
(Teşekkürler Ertuğrul Bey) Artık rahatça Şam ve çevresini
rahatlıkla gezebiliriz. Bakınız nereleri gezdik.
ŞAM : Suriye'nin başkenti
Şam, aynı zamanda Arap dünyasının en eski ve kalabalık
şehirlerinden birisidir. Deniz seviyesinden 690 m. Yükseklikte Barada
Nehrinin oluşturduğu bir vahada yer alan Şam, Arapça Dimeşk
ismiyle de tanınır. Coğrafi olarak Ortadoğu'ya oldukça
hakim bir noktadadır. Beyrut'un 110 km. güneydoğusunda, Amman'ın
210 km. kuzeyinde, Bağdat'ın 600 km. batısındadır.
Bütün bu kentlere oldukça iyi karayolu ağıyla
bağlıdır. Halep'te olduğu gibi Şamda'da zengin Suriye
mutfağının Türk zevkine hiçte yabancı olmayan lezzetlerini
denemek için her keseye uygun çok sayıda lokanta, restoran ya da
kebapçıbulunur.
Nüfusu 4 buçuk milyonu aşan Şam'da görülmesi gereken tarihi eserlerin
arasında Emeviye Camisi ve Selahaddin-i Eyyubi'nin türbesi ilk
sırayı alır. Kanuni Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'la
yaptırdığı Süleymaniye Külliyesi, Hamidiye Kapalı
çarşısı ve Hicaz demiryolu istasyonu kentteki belli
başlı Osmanlı eserleridir. Şam Valisi Essad El Azim
Paşa'nın Müze haline getirilen 17 odalı saray yavrusu taş
konağı ile Suriye Milli müzesi yine bu şehirdeki önemli
eserlerdendir. Sadece Şam''da 120 civarında Türk eseri
bulunmaktadır.
Şam Emeviye Camisi: Şehrin en büyük, en eski ve görkemli camisidir. 705 yılında
Emevi Halifesi Velid bin Abdülmelik tarafından camiye çevrilmiştir.
Müslümanlar tarafından kıyamete yakın Hz.İsa'nın
yeryüzüne ineceğine inanılan "ak minare" bu camiye aittir.
Camide ayrıca, Hz.Yahya Peygamberin kabri ile Hz.Hüseyin'in Kerbela'da
Yezid'in adamları tarafından kesilen ve Şam'a getirilen mübarek
başlarının defnedildiği ve ziyaret edildiği bölüm
bulunmaktadır. Emeviye camisinin kapladığı 7000 m² 'lik
alanda ayrıca Selahaddin Eyyubi türbesi, Hz.Hüseyin'in kızı
Seyide Rukiye Camisi, Türk Şehitliği ve turistik eşya satan bir
çok dükkan bulunmaktadır.
Hamidiye Çarşısı: 1863 yılında Osmanlı Padişahlarından Sultan
Abdülhamid Han tarafından yaptırılmıştır.
Yapı olarak İstanbul'daki kapalı çarşıyı
andıran Hamidiye çarşısında genel olarak turistik eşya
satışı yapılmaktadır.
Hicaz Tren İstasyonu: Bugün bile hayata
geçirilmek için çaba sarfedilen Hicaz Demiryolu Projesi'ni ilk olarak
Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamid ortaya attı. 2. Abdülhamid,
Hicaz Demiryolu İradesi'ni 2 Mayıs 1900 tarihinde yayınladı
ve Hicaz Demiryolu yapımı 1 Eylül 1900'da başladı. Bu proje
bir bakıma Bağdat demiryolu hattının devamıydı.
İki demiryolu birleşince İstanbul, Şam üzerinden kutsal
Mekke ve Medine'ye bağlanacaktı. Hesaplara göre İstanbul'dan
Mekke'ye demiryolu ile ulaşım 120 saatte gerçekleşecekti. Proje,
Hicaz ve Yemen'de Osmanlı'yı güçlendirecek, Mısır'da
Osmanlı nüfuzunu artıracak, askerleri bölgeye emniyet içinde sevetmek
mümkün olacaktı.
Süleymaniye Külliyesi (Tekkesi): Osmanlı Mimarisinin güzel örneklerinden biri olan Süleymaniye
Külliyesi, 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar
Sinan'a yaptırılmıştır. Külliyeye 1566
yılında Süleymaniye Medresesi eklenmiştir. İçerisinde son
Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin'in mezarı
bulunmaktadır.


Şam
tatlısı
Su ve meşrubat
satıcıları

Hamidiye Çarşısı Hecaz İstasyonu
Şamda 4 season hotelinde (4 mevsim
oteli) Milli takımımızın Avrupa şampiyonluğu
maçlarını keyifle izledim.Otelin en tepesi LCD TV leri
donatılmış zengin
Suriyelilerin geldiği bir yer.Hele akşamları Şama
tepeden bakarak nargilenizi fokurdatarak istiyorsanız mutlaka buraya bir
uğrayın.Şamda kadınların yüzde 90 i peçeli. Ama bu otele gelenlerde
peçe göremezsiniz. Hicaz istasyonundan Hamidiye kapalı çarsına
yürüyerek gitmeniz çok basit.İstanbuldaki kapalı
çarşıyı andıran bu çarsıyı boydan boya gezer ve
bu çarşının çıkışından sola dönerseniz
Hıristiyan ve Ermenilerin yaşadıkları mahallere gelirsiniz.Burada
eski ev bütün sokakların yeni baştan
onarıldığını göreceksiniz.Bu böyle giderse çok
yakında UNESCO tarafından bütün mahalleler korunma altına
alınacaktır. Birkaç yıl sonra bu caddelar 1900
yıllarının caddelarini andıran muhteşem bir görüntü olacaktır.
Heryerde alkollü içkiler bulmanız mümkün değil. Ama bu mahallelerde
heryerde bulmanız mümkün.Garip ama gerçek.Efes birası 50 kuruş.
Şamı gerçekten (adını
unuttuğum) tepeden görmek istiyorsanız taksi ile oraya
gidiniz.Pazarlık yapınız.Normalinde Şamda taksi ile en
uzak bir noktaya gitseniz bile en fazla 150 Suriye lirası ödersiniz. Yani
3 ytl. Suriyede en ucuz taksidir. Herkesin kullandığı araç
taksidir. Eski tip dolmuş taşımacılığı
şurada burada göze çarpar.
MAALOULA: Üçüncü gün Şama 60 km uzaklıktaki
Maalulaya gitmeye karar verdik. Gayet basit. Bulunduğunuz yerden 150
Suriye Lirası ödeyerek (3 ytl) Emeviye garajına gideceksiniz.Oradan
1960 yılları tipi bir miinibüs sizi Maalulaya götürür.Gidiş geliş 300 Suriye Lirasıdır. (
6 ytl ) Bu işi günü birlik yapmanız yeter de artar bile.
Maalula bir hıristiyan köyüdür.Bu
köyde Arapçanın yanısıra Hz. İsanın
yaşadığı yıllarda Suriye Filistin^de konuşulan
Aremice dili hala konuşulmaktadır. Bu dil artık kaybolma, unutulma
sınırına gelmiştir. Maulula küçük şirin bir köydür.
Şamın kalabalığından uzaklaşmak için bu köye
gitmenizi tavsiye ederim. Hem bu yolculukta doğayı biraz daha
yakından gözleme olanağınız olur.



Maaloulaladan
muhtelif görűntűler


