KAŞGAR’LI
MAHMUT


Kaşgarlı
Mahmut
‘Divanü Lügati’t Türk’
Kaşgarlı Mahmut ‘Divanü Lügati’t Türk’



Kaşgarlı Mahmut’un
anısına Kaşgarlı
Mahmut’un tűrbesi Opal
kasabası Kaşgarlı
Mahmut’un türbesi
İPEKYOLU-KAŞGAR-UPAL KASABASI


Kaşgarlı Mahmut’un
bulunduĝu parktaki műze ve O’nun
tűrbesine giden yol


=======================================================
Kaşgarlı Mahmut
1000 Yaşında veya
Kaşgarlı Mahmut Yılı
(1008-2008)
KAŞGARLI MAHMUT:
Kaşgarlı Mahmut’un
tűrbesini, 2006 yılında
batı Çin,Uygur Sincan bölgesine yaptıĝım bir gezide ziyaret ettim.
Bu ziyaretimi
çeşitli zorluklara raĝmen Gerçekleştirmek műmkűn oldu. Tűrbe Kaşgar’a 45 km uzaklıktadır. Upal kasabasında gűzel bir parkta olup,
o parktaki bir tepenin űzerindedir.
==============================================
Kaşgarlı Mahmut, Türk tarihinin önemli devletlerinden birisi olan Karahanlı Devletinin hanedan sülalesine mensuptur ve Batı Karahanlı
Hakanlarından Buğrahan
Muhammet Yağan Tekin’in torunu ve Şehzade Hüseyin Emir Tekin’in oğludur. Buğrahan Muhammet Yağan Tekin Batı Karahanlıların Hakanı
iken 1005 yılında
Doğu Karahanlıların
Hanı Arslan Hanla savaşmış ve
Kaşgarlının dedesi
Yağan Tekin, 18 aylık kısa Hakanlık döneminden sonra tahtı kendi isteği ile Kaşgarlı Mahmut’un babası Hüseyin Emir Tekin’e devretmek istemiştir. Bu devir teslim için
büyük ziyafetler hazırlanmış davullar
dövülmüştür. Bu ziyafet
sırasında Yağan
Tekin’in eşlerinden Hanısı, tahta kendi oğlu İbrahim’i geçirebilmek için diğer şehzadeleri zehirlemiştir.
Kaşgarlının Babası
Hüseyin Emir Tekin de zehirlenenler arasındadır.
Bu saray darbesinden sonra İbrahim 1057 yılında Batı Karahanlıların Hakanı
olmuştur. Kaşgarlı
Mahmut ise bu tuzaktan kendisini
kurtararak Batı Karahanlı Devletinin topraklarından kaçmıştır.
Ancak İbrahim Hanın adamları her yerde onu aradıklarından
o kendisini gezgin veya bilgin gibi
sıfatlarla takdim ederek sık sık yer değiştirmek
zorunda kalmıştır.Urimçi’de
yayınlanan eserlerde Kaşgar’dan 45 km. güney batıda Opal kasabasında
dünyaya geldiğini bildirmektedirler. Kırgızistan’daki
yayınlarda ise Issık göl kenarında bir köyde doğdu ve halen köy
halkının bu bilgiyi benimseyerek yaşadıklarını ileri
sürmektedir. Bu yıllardır
süren Kaşgarlı Mahmut’un Kırgızistan’da
Barsgang’da mı yoksa imparatorluğun merkezi Kaşgar’da mı doğduğu hakkındaki tartışmaların
bir devamı gibi sürüp gideceğe
benzemektedir. Büyük Türk ermişi Yunus Emre’nin, Anadolu’nun 40 yerinde makamı olmasının güzelliğinde olduğu gibi hem Uygur hem de Kırgızların
Kaşgarlıyı sahiplenip
bağırlarına basmalarını
memnuniyetle karşılamalıyız.
Bilimse Kaşgarlı Mahmut, kendi döneminin
imkanları ile çok iyi bir
eğitim gördükten sonra kendisini Türk halklarını dili ve kültürlerini
incelemelerine adamıştır.
Bu amaçla Orta Asya'yı boydan boya şehir şehir, köy köy, oba oba,
oymak oymak gezen Kaşgarlı Mahmut, 30 dan fazla Türk lehçesini
ve özellikle Oğuz, Kıpçak, Karluk, Bulgar, Argu, Kençe, Uğrak,
Yabaku, Peçenek, Çiğil, Suvar, Hakaniye, Tatar, Başkurt lehçe ve ağızlarını
çok iyi öğrenmiştir.Kaşgarlı
Mahmut bu lehçeleri niçin öğrendiğini şu sözlerle açıklamaktadır:
“Ben Türklerin, Türkmenlerin,
Oğuzların, Çiğillerin,
Yağmaların, Kırgızların
şehirlerini uzun yıllar baştan başa dolaştım, sözlerini topladım, değişik sözlerin özelliklerini öğrendim. Ben bu işleri dil bilmediğim için değil aksine bu dillerin
en küçük farlarını
kaydetmek için yaptım.” demektedir. O, yalnızca kelimeleri değil; atasözlerini, şiirleri, hayat tarzlarını, kültürlerini
Türk felsefesini yansıtacak değerleri de
kayıt altına almıştır.Kaşgarlı, 1072-1073 yılları arasında hazırladığı meşhur
kitabını (Divanü Lügati’t Türk) Abbasi halifesine armağan etmiştir. Divanü Lügati’t Türk, sıradan bir kitap, sıradan
bir sözlük değildir. O Türkçenin sesbilgisi ve yapı
bilgisi özelliklerini de göstermektedir. Madde başları, günümüz anlayışına göre, bir sözlük için
uzun sayılabilecek bilgiler ifade etmektedir. Bu sebeple, Divanü Lügati’t Türk aynı zamanda bir ansiklopedidir
de. Ansiklopedi, bütün bilim dalları ile ilgili bilgileri
içeren veya belirli bir bilgi
dalını kapsamlı
biçimde inceleyen başvuru kaynağı demek ise, Kaşgarlının
eseri Divanü Lügati’t Türk de Türklükle ilgili bilgileri kapsamlı biçimde ihtiva eden bir başvuru
kaynağıdır ve
bir Türklük ansiklopedisidir.Divanü Lügati’t Türk, sözlük olarak
da dünya tarihinin önemli eserlerindendir. Elbette onun, bugün dünyanın
neresinde olursa olsun, Türk dili
konuşan halklar için kıymeti paha biçilmezdir. Bir düşünün lütfen, Türk dili
konuşanların bugün,
düşünürken konuşurken
kullandıkları kelimelerin
bin yıl önceki hallerini bir kitapta
topluca bulabilme imkanları var. Emin olun bu, yaşayan
dillerden çok azına nasip olan bir imkandır.
Ölü bir dil
olduğu için Latinceyi saymazsak, İngilizce ve Fransızca’nın hazırlanan
ilk sözlüğü 1480 tarihine
kadar gider. Bu sözlük ise, William Caxton tarafından Fransızca-İngilizce
sözlük olarak gezginler için hazırlanmıştır. Görülüyor
ki, Kaşgarlı Mahmut’un eseri Divan-ı lügat-it Türk, yalnızca Türkçe için değil, insanlık tarihi için de kıymetli bir eserdir.
Divanü Lügati’t Türk Nasıl Bulunmuştu?Divanü Lügati’t Türk’ün bulunuş hikayesini Avrasya Yazarlar Birliği Denetleme Kurulu Üyesi Doç.
Dr.Abdulvahap Kara’nın
anlatımı ile sizlere aktarmak istiyorum.Büyük dil bilgini Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lugati’t Türk isimli
muazzam eseri, 1910’a kadar adi bilinen,
fakat kendisi meçhul bir eserdi.
Diğer bir deyişle, o zamana değin, eserin sadece adi vardı,
fakat kendisi ortada yoktu. Eser,
bugün bütün dünyada biliniyor, hakkında makale, kitap yazılıyor ve üzerinde tartışmalar
yapılıyorsa, bunu
büyük kitap aşığı, ilim ve kültür sevdalısı
Ali Emiri Efendi’ye borçluyuz. Ali Emiri Efendi, Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072-1074 yıllarında Bağdat’ta
Abbasi Halifesine sunulmak üzere yazılan bu muhteşem eseri, sahaflarda Divanü Lugati’t Türk olduğu
bilinmeden satılırken,
fark etmiş ve satın alarak
Türk kültür hayatına kazandırmıştır.
Bu sebeple, Ali Emiri Efendi’nin isminin, eserin yazarı Kaşgarlı Mahmut ile birlikte her zaman anılmayı hak ettiğine şüphe yoktur. Bundan dolayı, Divanü Lugati’t Türk ile ilgili
toplantılarda kendisinden
bahsetmenin bir vefa borcu olduğu
muhakkaktır. Aslında,
Ali Emiri’nin kitabı buluşu ve daha sonra yayınlatışı
romanlara konu olacak güzellikte ve kültürün, kitabın
önemini somut bir biçimde vurgulayacak
olgulara haizdir. Ziya Gökalp ve
Talat Paşa’nın kitabın yayınlanmasına
yaptıkları katkı
ise çok ilginçtir.
Ayrıca Ali Emiri Efendi’nin hayatı, kitaba verilen değerin ve kitap okumaya ayrılan
zamanların bir hayli azaldığı günümüzde, sadece gençlere değil, hepimize kitap sevgisi konusunda, örnek teşkil edebilecek öğelere haizdir.
NOT:Yukarıdaki metin hiç deĝiştirilmeden Avrasya Yazarlar Birliĝinin kazırlamış
olduĝu © 2008 www.kasgarlimahmud.org/net/com
sitesinden alınmıştır.Daha
fazla bilgi için sizleri solyandaki
websiteye ziyaretinizi öneririm.
=================================================================================================