
URUMQİ-TAKLAMAKAN-TURPAN
Uzun bir tren yolculuĝundan sonra Taklamakan
Çölűnűn kapısını çaldık.Çöl azgın
çehresiyle herşeyi toza dumana boĝmuştu.Yol kenarında
görűlen tek tűk çalılıklar bile rűzgarın
etkisiyle bir o yana bir bu yana bize başkaldırmaya
çalışıyordu.Çalıların hırçın
hırçın yerlerde yuvarlanarak boĝuşmasını
seyrederken bir anda gözlerim çöldeki
dev yel deĝirmenlerine takıldı.Bir deĝil belki binlerce.O
pervanelerin gűmbűr gűmbűr sesleri arasında terkedilmiş
çölű seyrederken rűyalarımın eski dűnyalarında
buldum kendimi.Neredeydim ben? Evet Taklamakan çölűnde
.
Saygıdeĝer Taklamakan
Çölű bu muydu senin misafirperverliĝin!Senin adını binlerce
yıl tarih kitaplarından okuduk.Niye böyle deşinen azgın bir
boĝaya benziyorsun.O de yetmemiş gibi şimdi de baĝrının
tam ortasından çıkardıĝın bir yıĝın
űç başlıklı mızrak.Sanki savaşa gidercesine.Ben
seninle savaşa gelmedim.Sen tarihte nice yaşamlara, nice
İPEKYOLU kervan yolculuklarına tanık oldun. Taklamakan, sen (korkutucu)
adınla tarihe damganı vuran bir efsanesin.Bu dumanlı çehreni
görmeme izin verir misiniz?.İzninizle
.!!!!!
Senin bu acımasız
merhametsiz çehreni görmek pek hoşuma gitmedi..Açıkçası seni
sevmeye çalıştım ama kısacası sevemedim.Hem sevilecek bir tarafında da
kalmamış.Ama yine de sen öbűr çöllerden
farklısın.Seni,Tien Şan, Pamir daĝları çepe çevre
sarmış.Tienşanın doruklarından aldıĝın
sular sana kan olmuş.Sen, elini yűzűnű yıkamayı
unutan bir zavallı olmuşsun.
Unutma Taklamakan, tutsak olmak için gelmedim buraya.Yetmedi mi elindeki
tuttuĝun binlerce tutsak UYGURLAR
乌鲁木齐/ ئۈرۈمچی/ Urumqiye akşam olmak űzere
iken girdik.(Nűfusu 2.200.000 Bu şehirde nűfusun
yaklaşık 500.000i Uygur, geri kalanı ise Çinlilerden
oluşur. Dűnyada denizlere en uzak olan bu milyonluk şehirde ilk
gözűme çarpan şey yűksek binaların bir hayli fazla
oluşuydu.Akşamın loş alaca karanlıĝında
binaların tepelerindeki neon ışıklarına bakadururken
çöldeki bu yerleşim yeri beni bir hayli hayal kırıklıĝına
uĝrattı.Her taraf Çinlilerle doluydu.Nerede benim merakla selamlamak
istediĝim Uygurlar?Onlar galiba bu gökdelenlerin
bakışlarından çok
sıkılmışlar ki şehir merkezini terkedip kenar
mahallelere yerleşmeyi tercih etmişler.Evet evet yanılmadınız.Öyle
de olmuş
Bu tercih gönűllű
mű yapılmıştı acaba? Yoksa onlara, sen bu çölde,
Taklamakan çölű gibi eskidin artık kenarlarda bekle yaşam
kavganı ver ve yavaş yavaş çölűn azgın kum
tozları arasında kaybolup bitiverZaten bu durumu bir lokantada Çin
ve Uygurlar arasında çıkan kavga da perçinliyordu.Sorun sizce neler
olabilirdi acaba?
Uygurlar bu şehirde
kűçűk el sanatlariyle uĝraşıyorlar.Şehir
meydanının en kalabalık bir yerinde (mısır
satıcı arabasına benzer
bir arabada) yoĝurt satan bir Uygurlunun yanına
yaklaştım. Ona Tűrkçe konuşarak selamladım.Ömercan
adlı bu Uygurun bu yoĝurdu tam bizim Anadolunun yoĝurduna
benziyordu.O yoĝurttan iştahla bir kaç tas yedim.Kucaklaşıp
ayrıldım. Sevincimden adeta sokakları zıplaya zıplaya
yűrűyordum.Ömercanın bana: Karındaşım,
karındaşım, aynı ecdat sözleri belleĝimden silinmeyen
anlamlı sözlerdi. Bundan sonra artık yabancı bir ellerde
olmadıĝımın nihayet farkında oldum.
TURPAN:
تۇرپان, 吐魯番
Urumqiyi pek sevmedim.Galiba
Taklamakanın tozlu topraklı çıplak suratını Urumqiye
tercih eder oldum.Turpana karayoluyle nasıl gideceĝimizi
araştırmaya koyulduk.Otobűs garajı, şehrin
dışında idi.Tűrkiyeden de alışık olduĝum
garaj ilginç olaylarını burada da yaşamanız
műmkűn.Bizdeki bilet satmak isteyen çıĝırtkanlar
burada pek yok ama yine de bilet satıcılarına salonlarda
rastlamanız műmkűn.Dűnyada her garaj ya da tren
istasyonları ilginçtir.Urumqide garajda Kazak,ya da Uygurları
taktıkları başlıklardan tanımanız
műmkűndűr.O anda futbol maçları TVden
gösteriliyordu.Herkesin gözű salonundaki televizyonlardaydı.
Bűtűn
bagajlarımız kontrolden geçtikten sonra Çinli memurlar
bűtűn yolcuları (bizde ilkokullarda olduĝu gibi)
sıraya dizdiler.Gurup gurup bindik otobűslerimize.Otobűste
benden başka yabancı yoktu.Yolcuların hemen hemen tamamına
yakın Çinli űniformalı kişilerdi.
Daha otobűsűműz
hareket eder etmez bir video filmi konuldu.Otobűs şimdi bir sinema
sessizliĝine döndű.Galiba film çok ilginçti.
Şehri daha geride
bırakmadık ki o Taklamakan çölű bize yine
hoşgeldinizdercesine yine kapısını araladı.Herkes
filmi izlerken ben yine o çölűn gizemli sessizliĝine daldım
gittim.Kimler gelip geçmemişti ki bu yollardan.Hızla yol alırken
gözlerim doldu birdenbire.
Biz sıcak,toz,kum demeden
kurşun gibi geçiyorduk Taklamakandan.Yıllar boyu ya kervanlar neler
neler çekmişler bu yollarda
.
İpek Yolunun son
kervanbaşı Arif Aşçının serűvenleri geldi
aklıma. O, son kervanbaşının Taklamakandaki
anılarına gittim.
Taklamakan çölű eĝer
tűműyle ölű, Bűyűk Sahra gibi bir kum denizinden
olsaydı, insanlık tarihi bugűnki yerinde olmazdı.Yani
İpek Yolu olmazdı.Taklamakan çölűnde hayat var.Çin bu
kűltűr zenginliĝini Taklamakan´a borçludur.Doĝru
söylemiş bu sözleri İpek
yolunun son kervanbaşı.
Dalgınlıĝım
birden uzaktan gördűĝűm develerle bozuldu.Adeta uykudan uyandım.Camdam
şöyle etrafıma bir bakındım.Sanki çöl bana
gűlűmsűyordu.Beni kabul etmişti.Bana kendini
sevdirmişti.Yol boyunca yol yapımında çalışan binlerce
işçi sanki sıra sıra dizilmiş
yolun eĝrisini bűĝrűsűnű
dűzeltiyorlardı.Hem de el yordamiyle.Kilometrelerce insanların
yol boyunca aralıklarla dizilmeleri çölde sanki eski deve kervanların
yerini insan kervanlarına benzemiş adeta.



Taklamakan
çölű:Urimqi-Turpan yolundayız
Çöldeki yeni yapılmış otoban Levhalar Çince ve Uygurca.
3,5 saat sonra nihayet
hayranlıkla beklediĝim Turpana geldik.Ne o! Yine mi
Çinliler.Çinlileri artık dűnyanın heryerinde görűr
oldum.Nűfusunun dörtte űçű Uygurlu olan Turpanda bile Çinliler
odak noktaları kapmışlar. İsterdim ki burada herkesle
Tűrkçe konuşayım.Lonly Planet turist kitabından otellere
bakarken yanıma bir Uygur arkadaş yanaştı.Başı
öne eĝik çekingen olan bu Uygur elinden geldiĝi kadar
dűzgűn bir İngilizcesiyle:Otel mi arıyor sunuz?Benim
gűzel bir otelim var.Hem ucuz da.Otelimin adı Turpan otel.Ne dersiniz?Onun
bu titrek ve çekingen halini bozmak ve ona gűven vermek
için:Selaműnaleykűm karındaş,Ben
Tűrkűm.Tűrkiyeden geliyorum.Sana oradan selam getirdim.Hiç
çekinmeden ona gűvenerek yol kenerında duran bir pikaba atladık.
Ve otele doĝru yol aldık.Turpanın kenarı sayılan bir
yerdeydi.Şöyle bir çevreme baktım, gördűĝűm insanlar
sadece Uygurlar idi.Sevincimi gizleyemezdim.Otelin űcreti ne olursa olsun
içimden, burada kalmaya karar verdim.Bizi otele getiren Ekremcan, bir anda
ortalıklarda görűnmez oldu.Sonradan anladım kadariyle Ekremcan
garajdan otele turist getirip otel sahibinden komisyon
alıyormuş.Alsın.Hem helal olsun.Onun sayesinde bu oteli bulduk. (Hotel Turpanın adresi:1695 South Youth Road Turpan-
Xijiang)
Turpan adeta
yanıyor.Sıcaklık 40 derecenin űzerinde.Öyle
şıpır şıpır terlemiyoruz.Ter bir anda
buharlaşıyor.Ama yine de gűneş beyin
kaynatırcasına tam
tepemizin űzerinde.Çinliler Turpana (land of fire = ateşler
diyarı)adını takmışlar.
Otelimizde, KAREZ yoluyle Tien
Şandan gelen suları kullanıyorlar. Karez adı verilmiş
yer altı kanallarının uzunluĝu 5000 km.yi geçer.Bunlardan
şu anda irili ufaklı 500 karez kanalları, hali hazırda
çalışır durumda.Bu kanalların bazı yerlerde
yeraltı uzunlukları 15 km.yi bulur.2000 yılından
bugűne dek kullanılmaktadır.Bu sular, Taklamakana ayrı bir
hayat verir.Adeta Taklamakanın kan taşıyan damarları
haline gelmiştir.Şu bir gerçek ki,Karezsiz bir yaşam
Taklamakanda dűşűnmek műmkűn deĝil.İşte
ben, bu yűzden sever oldum Taklamakanı.Taklamakan sana yukarıda
haksızlık ettim.Kusuruma bakma.
Turpanda Uygurlar
bűtűn ev ve asma kurutma evleri
tamamen (Anadoludan da bildiĝimiz gibi) kerpiçten
yapılmıştır.Benim doĝduĝum ev de kerpiçtendir.Yaĝmur
yaĝdıĝı zaman pek kahrı çekilmez ama yazları
alabildiĝince ferahtır.Galiba yaĝmur konusunda Turpanın
pek problemi olmasa gerek.
Ertesi gűn otelimizin hemen
karşısında Singing and Dancing restaurantbize geliniz
kahvaltınızı burda yapınız dercesine
kapılarını açmıştı.Tam lokantaya girerken birde
ne görsem bizi otele getiren Ekremcanı bak ben bir tarafa gitmedim
dercesine karşımda
gördűm.Onun yanında Osman ve daha niceleri.Hakikaten evimize
gelmiş gibi rahat ettik.Kahvaltımızı yapadururken bir anda
masamız gittikçe genişliyor ve herkes bize
hoşgeldinizdercesine gűlűmsűyorlardı. Oturduk
saatlerce dertleştik.Kol kola girerek Turpanı birlikte gezmeye
başladık.
Osman:Siz buraya gelen ikinci
Tűrksűnűz.Sizden önce develerle Taklamakannın son
kervancıları geldi.Bu Arif aşçının kervanı olsa
gerek.(Kervanbaşı Arif Aşçıyı bu gezimin sonunda
İstanbulda aradım ve buldum.O Çanakkale seramik&kalebodurun
sponsorluĝu sayesinde inanılmaz bir yolculuk yapmış.Taa Çin
Xian (Sian) şehrinden İstanbula 12.000 km.lik yolu develerle daĝ,tepe,kum,çöl,kar,fırtına
demeden ve her tűrlű zorluklara gögűs gererek bu eşsiz
yolculuĝu gerçekleştirmişler.4 kişilik bu ekibi canı
gönűlden kutlar ve onlar adına Çanakkale kalebodura sonsuz
teşekkűrlerimi bir görev biliyorum. Onun ekibi bu yolculuĝu
muhteşem bir kitapta muhteşem fotoĝraflarla yayınlanmışlardır..Hazırlanmış
bu muhteşem kitabı incelerken mutlaka kendinizi bu kervanla birlikte
yolculuk yapmış olacaksınız.)
Kaleseramik Kűltűr
Yayınları.İstanbul 1998 ISBN 975 795302-4) İşte
Taklamakanın son kervancıları
.YOLDALAR



TURPAN:
Dűnyanın en sıcak karasal iklimine,
Dűnyanın denizden en alçak (2.bölgesi 154 m)İsrail ölű deniz 1.
Dűnyanın en kuru
iklim tipine,
Dűnyanın en tatlı meyvalarına,,
Dűnyanın en eski yerleşim yerine,
Dűnyanın en tatlı çekirdeksiz űzűmlerine,
Dűnyanın en geniş űzűm asmalarına sahiptir.


Turpan:Arkamda Emin cami, daha önde űzűm
asmaları Turpan: Eşek at
arabası.Kaşgarda taksi olarakta kullanılmaktadır
Turpan,İpek yolunun kuzey ve gűney
yollarının birleştiĝi bir yerdedir.Bugűn bile eski
kervancılar gibi bir durak,konaklama ve dinlenme yeridir,Bölge sadece
űzűm asmaları ve Anadoludaki gibi sadece kavak aĝaçlarından
başka bir yaşilliĝi görmeniz műmkűn deĝil.Eĝer
havadan kuşbakışı bakmış olsanız Turpanda
sadece űzűm baĝları ana yeşilliktir.Kurutulmuş
çekirdeksiz űzűműn en alasını ve
tatlısını burada
bulabilirsiniz.Osman ve arkadaşları ile birlikte bölgedeki 1776 yılında
Sűleyman Hoca tarafından yaptırılan Emin
Camisin(Afgan-Selçuk stili) doĝru geziye çıktık.Sıcaklık
40 derecenin űzerinde.Dışarı hakikaten buram buram
yanıyordu.Bu camiyi ziyaret edişimiz de sanki ayarlamış
gibi tam zamanında gerçekleşti.Çűnki caminin içinde tatlı
bir ferahlık vardı.Camiyi ayakta tutan aĝaç direkler bile usta
bir elle çeşitli oymacılık sanatının en gűzel bir
örneĝini yansıtıyordu. Minaresi adeta bir halı motifleri
gibi işlenmişti..Camiye 1979 yılında gűzel bir
bakım yapılmış.Bu restore işleri cami çevresinde hala
devam etmektedir
Sıcaklıĝın
birazcık dűştűĝű akşam saatlerine doĝru Osman ve
arkadaşlarının baĝlarını gezdik.Böyle gűzel
baĝları hiç görmemiştim.Űzűm salkımları beni
ye diye toplu ve çok canlı duruyorlardı.Belki ilaçlı olur
korkusuyle onları sadece sevdim.Ve aklımdan elbet bir gűn baĝ
bozumunda yolum dűşer űzűmler cenneti Turpana diye
dűşűnűrken altı yedi kişinin binmiş olduĝu
eşek arabası önűműzde durdu.Arabada yer yoktu ama o birkaç
dakikalık duraklamada műzisyenler başladı
sazlarını çalmaya.Osman,Ekremcan başladı oynamaya.Sanki
çiftetelli çalıyorlar.Hep beraber oynayarak ortalıĝı toza
dumana buladık.Saz ve tabla Anadoludakinin aynısı.Dedim ya
burada kendimi evimde hissettiĝimi.Akşama randevu yaparak
műzisyenler yoluna devam ettiler.Çok geçmediki artık
yűrűdűgűműz yolda eşek arabaları kuyruĝa
girdiler.O kadar çoktu ki.Turpanda Uygurlarda hemen hemen herkeste bir
eşek arabası vardı.Sanki burada zaman hiç ileriye gitmemiş
hep olduĝu yerde kalmış.Eşeklerle tarlaya gidenler,yűk
taşıyanlar adeta bir yarış halindeydiler.Bir anda benim
çocukluĝum geldi aklıma.Bizim de bir eşeĝimiz vardı.O
zavallıya inanılmaz şekilde çuvallar yűklerlerdi.O
zavallı eşeĝimiz hiç sesini çıkarmadan kafasını
gözűnű sallaya sallaya hep yoluna devam ederdi.Eşeĝimiz
azıcık dirense gitmeyecek olsa bir ton da dayak yerdi.İşte
Turpan bana tekrar çocukluĝumu hatırlattı.Yolda rastladıĝımız
bir başka eşek arabasına binerek evimize (otelimize) geldik.
Akşam yemeĝimizi (Turpan usulű) şiş
kebaplarımızı yerken lokantamızda Uygur dans műzikleri gűmbűr
gűmbűr çalmaya başladı.Oteldeki ve çevredeki turistlerin de
katılımıyle bulunduĝumuz yer adeta bir dűĝűn
evine dönűştű.Bizim Osman o turist bayanlarla kıfır
kıfır dans ediyor sanki felekten bir gűn çalıyordu.Bu
danslara Uygur dansçı bayanların da katılması gerçekten
görűlmeye deĝerdi.Uygur bayanların o uzun saçları bir o
yana bir bu yana yelpaze gibi dalgalanıyordu.Onların belik belik olan
bu gűzel saçlarına hayran olmamak elde mi?Karacaoĝlan acaba
sevgililer űzerine olan şiirlerini Turpandaki kızları
gördűkten sonra mı yazmış?İçimden Karacaoĝlan
gibi olmak geldi aklıma.O kıvrak beller ve salkım salkım
sűzűlen o űzűm gibi saçlar.
Ertesi
gűn Turpan çevresindeki tarihi yerleri gezmeye çıktık. Gaochang Turpanın 46 km
gűneybatısındadır.EskiUygurların
başkentiymiş.Bu şehir zamanında şaman,hindu budizm ve
muslűmanlık gibi çeşitli dinlerin ve çeşitli
kűltűrlerin buluştuĝu İpek yolunun çok önemli bir
şehriymiş.Turistlerin yoĝun ilgisini çeken bu şehire
kaybolan şehir adı verilmiş.Bu eski ören yeri kaybolan
şehire yine eşek arabasıyle geldik.Kerpiç surların çoĝu
sanki daha hala ayaktaydı.Kaybolan bu şehir nice kervanlara ev
sahipliĝi yapmış nicelerine aş vermişti.O şimdi
sanki tarihe kűsműş hazin hazin ihtiyar bir halde herkesi
selamlamaya çalışıyordu.Girişte műzik eşliĝinde
kűçűk bir Uygur kızımız aheste aheste dans ederek o
hűzunlű görűnűmű az da olsa bozmaya
çalışıyordu.Durur muyum hiç yerimde o műziĝi
duyunca.Kűçűk yıldıza şapkamı çıkararak para
toplamaya çalıştım. Japonlarda çok cimrilermiş.


Gaochangdan
muhtelif görűntűler
Gaochang 2200 önce kurulmuş
bir şehirdir.M.S. 900 yılında Uygur hanedanlıĝının
başkenti olmuş.O tarihlerde bu şehir buddizm dini en önemli
dinmiş. Önemli tapınakların olduĝu bu şehir başka
dinlere de ev sahipliĝi yapmış.
The
Flaming Mountain Alevler yanardaĝı.
Gűneşin batışındaki kızıllık
gölgenin de kaynaşmasıyle şahane bir görűnűmű
seyrederken gerçekten sanki daĝ alevler halinde tutuştuĝunu
seyretmek ayrı bir gűzellik.
Jiaohe
(Yarkhoto) Yarnaz Vadisi, Turpana 10 kilometre.Çöl ortasında eski
surların olduĝu bir şehirdir.Bu şehir 13.yűzyılda
Moĝollarca tamamen yerle bir edilmiştir.Moĝollar galiba çok yeri
yerle bir etmişler.1402 Ankara savaşından önce de doĝduĝum
şehir Sivas Moĝolların gazabına uĝramış.
Turpan, Bizalkik Thousand Buddha Caves:Bezeklik
Bin Budda maĝaraları
Turpan,seni
ve baĝrında beslediĝin hiçbir şeyi hiç unutmayacaĝım.Osman
ve ailesinden ayrılmak çok zor oldu.Onlar Kaşgara bile gitmek
istedikleri zaman Çinli otoritelerden izin almak zorundalar.Hakikaten onlar
orada tutsak olmuşlar.Bizim özgűrce gezimizi çok defasında dile
getirdiler ve çoĝu kez gözyaşlarını
tutamadılar.Ekremcan, bizler bilim ve tekniĝi öĝrenmemiz
gereksözleri ayrılırken söylenen son sözler
olmuştu.Tűrkiyeye selam,sizleri yine bekleriz. Sözleri hala kulaĝımdadır.Bir
Turpanlı size ayrılık hediyesi olarak ne verir.Tahmininizde
yanılmadınız.Çekirdeksiz űzűm.Altın
sarısı gibi.



Osman ve ailesi:Sizlerin
misafirperverliĝinize binlerce teşekkűrler. Ayrılık
fotoĝrafımız
Bir gűn yolunuz Turpana
dűşerse Turpan űzűműnű ve kavununu tadmayı
unutmayınız.
İpekyolu kervanlarına
sonsuz selamlar.Taklamakan seninle bir başka gűn görűşmek
űmidiyle:
İpekyolu Kaşgara merhaba