

Merhaba okurlar,
Yeni Zelandadan sonra 5 saatlik bir
uçak yolculuğundan sonra Avstralyaya geldik.Sydney havaalanından en
kolay sekilde 10 dolar ödeyerek özel minibuslerle istediğiniz otele
gitmeniz mümkün.Trenle de aşağı yukarı aynı fiata
şehir merkezine gelmeniz mümündür.Fakat minibüsler daha hızlı ve
daha çabuktur ve istediğiniz otele
de sizleri bırakabiliyorlar.Eğer otel ayarlamamışsanız
en kolay bir şekilde otel bulabileceğiniz yer tren garına
(Central station) gelirseniz oradaki otel arama köşesinde belki ucuz otel
bulmanız mümkün.Aslında Sydney Avstralyanın en pahalı
şehri.Normal yatılacak aile tipi oteller genellikle 50 euro
civarında.Eğer yalnız geziyorsanız 3,5,ya da 5 hatta 10
kisinin kaldığı asker koğuşlarına
benzeyen hostellerde kalmanız
mümkündür.Sydney şehri çok pahalı dedim.Oteller çok
pahalı.Yiyecek açısından pek o kadar pahalı değil.Biz
YHA denilen ve kendi ülkenizde üye olduğunuz ve indirimden
yararlanabileceginiz Bu tür hosteller aslında kalmak için çok
elverişlidir.Rahatlıkla kendi yemeğinizi yapabilecek (pansiyon
tipi) ve lokanta bölümünde yemek yemeye elverişli olup ve daha nice
özellikleri olan bu tip otellerde kalmak akıllıca ve doğru bir
seçim olur.Biz Sydney de aile tipi merkez YHA yı seçtik.Günlük 50 euro.Tam
merkezde ve temiz bir otel.Otele yerleştikten hemen sonra etrafa bir
gezinti yapacak olursan ilk göreceğiniz şey 5 yıldızlı
Döner Kebap Salonu olacaktır.Tanıştık,ve yorgunluğun
yanında açlığımızı gidermek için dönerimizi
yerken kendimizi bir anda Türkiyede hissettik.Oturduk epeyce
dertleştik.Őnder bey tam 35 yıl önce Avstralyaya
gelmiş.İlk döner dükkanını açan da o olmuş.Ama
çeşitli nedenler yüzünden simdi ilk önce açmıs olduğu dönercide
şimdi bir işçi olarak çalışmaktadır.Adapazar lı olan
bu arkadaşta yaşamın ve gurbetin bütün izlerini görmek mümkün.


Ertesi Gün Sydney
haritasını (şehir haritalarını her yerden ,otelinizden
ücretsiz olarak almanız mümkün.)güzelce bir inceleyerek Georgestreet dan
ünlü OPERA ya doğru yürüyerek yol aldık.Aşağı
yukarı gezerek 2 saatte operaya ulaştık.Yolda gördüğümüz
insanların yarısı ya Japon ya da Koreli idiler.Bir anda kendimi
sanki tekrar Japonya da hissettim.O yılbaşında saat tam
12 de havai fişeklerin göğü süslediği o kocaman köprü de tam
karşımızda duruyordu.Güzel bir sekilde
ışıklandırılmış şekilde bir yanda opera
öbür yanda Sydney Harbourbridge.Bu köprüye tırmanmanız da mümkün.Operaya girmeniz de mümkün.Ama bu
girişler alabildiğince pahalı.Hele bir de limanda dört
köşe bir gezinti yapacak olursanız cüzdanızın bir anda
tamamen boşaldığının farkında olursunuz.Onun için
Sydneye gelmeden önce cüzdanınızın epeyce kabarık
olması gerekir.
((Bundan tam 150 yıl önce
İngilizler İngiltere de ceza görmüş 160.000 tutukluyu
Avustralya adasına sürgüne göndermişler.Aslında bu
kıta İngilizlerin açık hava hapishaneleri imiş.Daha
sonraları suç görmemiş diğer insanlar akın akın
etmeye baslayınca daha önce sürgüne gönderilen bu kişilerinden
bir çoğu Avstralya ilk polis teşkilatını
oluşturmuşlar.Ne kadar garip degil mi?Sürgün olduğun bu ülkeye
önce tutuklu gel sonrada asayiş koruyucu kişi ol.Evet bu insanlar (25
milyon)galiba çok çalışıyorlar olsa gerek ki
koskocaman olan bu kıtayı bir cennete çevirmişler.Halen binlerce
kişi bu kıtaya gelmek için sıra bekliyor.Ama eskiden olduğu
gibi artık bu ülkeye kolay kolay girilmiyor.Belki turist olarak kolay ama
çalışmak için zannederim bir hayli puanınızın
olması gerek.Ya da çok zengin olmanız lazım.Mesleğinizin
türüne göre puan topluyorsunuz.Eğer
bir doktor iseniz bir hayli puanınız oluyor.Meslek sahibi
değilseniz puanınz 0 demektir ki çalışma vizesi almak
mümkün değildir.Veya diğer bir yol,evlenerek bu ülkeye gelebilir ve
evlendiğiniz kişinin sayesinde vize almanız mümkündür.



Sydneyde üç
büyük cadde, sizi istasyondan operaya göturur.Georgestraat bu
şehrin en görkemli iş merkezlenin olduğu
sokaktır.Diğer bir sokak ise Elizabeth ve Pitt caddeleridir.Zaten YHA
oteli de bu sokakların başlangıcındadir.Butün yemek
yiyebileceğiniz her türlü lokanta ve akşam eğlence merkezleri
hep bu caddeler üzerindedir.Aksam saat altı sularında sokaklarda
iğne atsan yere düşmez.O kadar çok kalabalıktır.Sokaklar
Çinli,Japon Korelilerle adeta sokaklara bir güzellik katmışlar.Merkez
istasyona yakın bir yerde CHINATOWN vardır.Bütün Asya ülkelerinden
her türlü yemeği burada bulmanız mümkün.Bütün Sydney de kendi
içeceğinizi yanınızda götürmeniz mümkün.Onceden sormanız zannederim
akıllıca bir iş olur.Çünkü bu tip lokantalarda içkiler oldukça
pahalıdır.Böyle bir lokantada siseyi açma parası olarak,(ya da
getirdiğiniz her türlü içkiyi kullanmanız açısından sizden)
3 dolar para alırlar.Cumartesi ,pazar Sydney dolar taşar.Bu kalabalığa
bir de turistler katıldığında akşamları adım
atmak mümkün olmaz.Bazen lokantalarda sıra beklemek zorunda
kalırsınız.Sydney de yaklaşık 5 milyon kişi
yaşıyor.Avustralyanın beşte biri.



Bu şehirde Darling Harbouru
mutlaka görünüz.Zaten köprü şehri adeta ikiye ayırır.Köprünün
solu Darling batısı Opera bölümüdur.Bütün kıyı bölgelerde
binlerce (lokantada) yemek yeme olasalığı
vardır.Liman kıyısı oldukça pahalıdır.
Kings Cross mahallesi oldukça ucuz
bir mahalledir.Ucuz otelleri,lokantaları burada bulmanız mümkun.Bu
mahalleye akşam saatlerinde gece yasami suren hayat
kadınları bu mahallede toplanır.Aile için pek tavsiye edilecek
bir mahalle değil.Seçim sizlere kalmış.Ama gündüz saatlerinde bu
mahalleye gitmenizi tavsiye ederim.
Bütün şehri gemi (tekne turu)
ile görmeniz mümkündür.Sizin yerinizde olsam 1 saatlik bir tekne turu turu
galiba yeterli olsa gerek.Çünkü bu turların seyir yolu çoğu köprünün
altından geçerek köprünün sağlı sollu her iki yakasını
görmenize olanak sağlıyor.Umuyorm bu şehre geldiginizde hiç bir
dakikanız bile boşa gitmeyecek.Belki de yaşamınizda
görebileceğiniz en güzel şehir işte Sydney
diyeceksiniz.Gerçekten eğlence dolu yaşam dolu, zevk dolu enfes bir
sehir.
Sydneyde 5 gece
konakladık.Hoşumuza gitti.Şehirde her ulustan insanları
bulmak mümkün.Avustralya yerlileri neredeler acaba?
Onlar Aboriginals halkı adeta yok
olmus.Onların kültürleri de yok edilmiş.Onlar şimdi limanda
geleneksel müzik aleti kullanarak,çalarak turistlerden para koparmanın
yolunu arıyorlar.Bu aletin adi DIDGERIDOO.....

Bu alet
büyüklükte.Oradaki Türklerle gün boyunca
akşama dek sohbet ettik. Daha sonra yine İstanbul dönercisinde döner
yiyerek tekrar trenle Sydneye döndük.O beldede aşağı
yukarı 20.000 Türk yaşamaktadır.

BRISBANE (Uzaktaki yakınlarımız)
Sydneyden 15 saat süren bir
akşam tren yolculundan sonra Queenslandin başkenti Brisbaneye
geldik.Bir buçuk milyon kişinin yaşadığı
bu şehire 4 yeni kişi daha
eklendi. Bu sürekli yerleşen yeni Avusturalyalılar bizim yakın
arkadaşlarımız.Bu 4 kisi ana,baba ve iki çocuğu.
Gezimizin bu bölümünde bu Yeni
Avstralyalıları ziyaret etmekte vardı.İşte
onlar:Harald,Zekiye ve çocukları Aylin ve Deniz.
Saat sabah 06.00 sularında Roma
İstasyonuna geldik.Bu şehirdeki en büyük istasyonlardan
biri.Yine bu istasyondan havaalanına gitmek te mümkün.Upper Roma
caddesinden yürüyerek YHA Brisbane gençlik HOSTEL ine geldik.Sadece 1 gece
konakladık.Bu otele giriş saati 11.30 idi.Saat altıdan

Merhaba arkadaşım,biz
geldik,sana merhabalar,selamlar getirdik Bu telefon görüşmeleriyle
sağolsun öğretmen arkadaşım Zekiye bizi evine davet
etti.Onu mutlaka görecektik.Bu ülkeye gelinir de arkadaş ziyaret edilmez
mi?
Ertesi gün alışık
olmadığımız bu sıcakta (yolculuğumuzda simdiye
dek hep kışlıklarla gezmiştik) 20 kiloluk sırt
çantamızı alarak Zekiye öğretmen arkadaşa gitmek
üzere yola çıktık.Çok heyecanlıydık.Sonradan
öğrendigimizde Zekiyeninde çok heyecenlı olduğunu
öğrendik.Kolay mı çocuk yaşta Turkiyede doğan ve yaşamının 30 yıldan
fazlasını Hollandada geçirmiş bir kişi için ücüncü bir
ulke hiç te kolay olmasa gerek.Helal olsun sana arkadaşım.Böyle bir
adımı atmak her kişinin yapabileceği kolay bir iş
değil.Arkadaşım sana yaşamının bundan sonraki
kısmında bütün mutluluklar senin sizlerin olsun .


Saat 12.30 sularında Zekiyeye
geldik.Gördüğümüze şaşırdık doğrusu.Bu ne güzel
bir ev.Ev değil bir saray. Yüzme havuzlu,iki katlı,çift banyolu ve evi
çevreleyen bahçeler garaj ,fitnes alanı,ve sayamayacağım daha
nice lükslük.Zekiye gelin bizde kalın ,neden otele kalıyorsunuz
dediginde doğrusu çekinerek bu daveti kabul ettim.Tabi ilk aklıma
gelen:Bunlar bu ülkeye yeni taşındılar,acaba yatmaya yatakları
var mı?Mutfakları var mı?Düşüncesi icinde rahatsız
etmemek için onlara gitmekte biraz çekindim.Ama bütün görduklerimden sonra bu
düşüncelerimin beni yanılttığının farkına
vardım. Onların herşeyleri vardı.Hem de ayrı misafir
için ayrılmış özel alt katta herşey içinde dayalı
döşeli bir kat.Bize ait özel olan bu kat duşu ile televizyon
odası ile adeta 5 yıldızlı bir otel gibi.
Bütün bunları gördükten sonra
Zekiyenin neden bu ülkeye gelmekte doğru bir seçim
yaptığını anlamakta
geç kalmadım. Tabi ki bütün bunlar kendiliğinden olmadı.Bunlar
aşırı bir çalışmanın sonunda elde edilmiş
ve alın teriyle
kazanılmıştır.
Tebrikler Zekiye.Tebrikler
Harald.Güle Güle oturun o şato gibi villanızda.



Oturduk saatlerce konuştuk.Oradan
buradan.Okuldan ,Brisbanedeki yaşamdan.Kısaca o serin verandada buz
gibi suyu içerken gözlerim beni hemen evi köşe bucak saran o ormana
takılıverdi.
Yüzme havuzu çevrili idi.Emniyet
açısından.çünki o yaramaz Deniz çok hareketli bir çocuktu.Deniz ve
Aylini almak için onların okullarına gittik.Okul bizi
şaşırtacak kadar güzeldi.Okul,bahçesinin,tennis kısmı
ve koskocaman futbol sahası.Hertaraf yemyeşildi.Çocuklar beden
egitimi öğretmenlerin eşliginde ders alıyorlardı.
NO HAT NO PLAY Başında
sapkan mı yok ,oyun da yok.
Bu tümceyi okulda duydum.Ve
doğrusu şaşırdım.Neden mi?
Avustralya ozon
tabakasının en ince olduğu bir yer.Güneş cok
yakıcı,ve en önemlisi güneş ışınlarındaki UV
oranınin çok fazla oluşundan.Bu ışınlar insanlarda
deri kanserine yol açan ışınlardandır.Buna daha küçük
yaştan önlem almak gerekir. Deri kanseri Avustralya yaşlılarda
çok görünen bir durumdur.Bu yüzden çocuklar bu ülkede hergün güneş
yağı sürülür ve şapkasız hiçbir yere çıkmazlar.


Doğrusu okuldaki okul
uniforması ve çocuklarin giymiş oldukları şapka(Fotör) çok
hoşuma gitti.
Ha unuttum.Avustralyalılar
hergün barbikü (BBQ) yapıyorlar.Etler köfteler,kızarmış
balıklar.Zekiyelerin de ilk aldığı ev eşyası
barbiku olmuş.İki gün boyunca sağ olsunlar o güzel salata ve
barbiku sayesinde karınlarımız bir bayram etti.Ellerinize
sağlık.
Zekiye Harald herşey için
sizlere teşekkür ederiz.İnşallah ,elbet birgün yine
karşılaşırız.Türkiyede,Hollandada veya dünyanin
başka bir yerinde.Tabiki biz de sizi ağırlamaktan kıvanç
duyarız.
Hoşçakalın Yeni
Avustralyalılar...
Zekiyede
kaldığımız günün birini iyi değerlendirdik.şehir
dışında Lone Pine (
Kanguru hayvanı
Avustralyanın bir simgesidir.Onu görmeden Australyadan ayrılmak
olmaz.
Brisbane nin sehir merkezi çok
lüks.Irmak şehiri ikiye bölmüş.Bütün kanal kenarlarına havadan
trafiği rahatlatmak için beton köprüler yollar inşa
edilmiş.Şehir genelde ağaçlık ve yeşilliklerle
kaplıdır.En büyük sorunlardan birisi SU sorunudur.
Sulama kontrollu
yapılmaktadır.....
CAIRNS:
Brisbanede 3 gün kaldıktan sonra bir sonraki
durağımız Cairns şehri.Cairn şehri Avustralyanın
Antalyası.Veya Bodrumu.
Herşey bu şehirde turistler için.
Bilhassa açık denizlerdeki o rengarenk yosunlar ve onlari saran yine
binbir çeşit balıklar.Balıkların irilisi ufaklısı
renklisi renksizi,ve bunlarin hemen yanıbaşındaki kopek
balıkları,ve en tehlikesi timsahlar.Halkın gezmiş oldugu
kıyılarda asılan ikaz pano ya da levhaları bazen
insanı ürpertiyor.Bu yüzden kıyıdan denizi seyretmekle yetinmek
zorundayız.
Dalgıçların çok geldigi bu şehir
benim gibi Anadoluda doğmuş ve emekleyerek yüzen bir insan icin
değil. Eğer dalmayı seviyorsanız veya dalmayı
öğrenmek istiyorsanız bu şehir belki de bu konuda dünyanın
en güzel yeri. Deniz altı dünyanın görebileceğiniz en
muhteşem ve en büyük doğal
akvaryumuna benzer. Filmlerde gördüğünüz deniz altı
güzellikleri buradadır.
Bu şehirde yine bolca Japonları ve
Korelileri görmek mümkün.Galiba bu ülkelerden gelenler Avustralyanın
ekonomisini ayakta tutan kimseler olsalar gerek. Binlercesi bu şehirdeler.


Yerli halkı (Aboriginals)
burada çok fazlasiyle görebilirsiniz.Hemen hemen hepsi fakir,işsiz ve
avare avare dolaşmaktadırlar.Batılı insanların
arasında hemen dikkati çekiyorlar.Çoğu ellerinde içki şiseleriyle
adeta hayata küsmüş bir durumdalar.Acıdım onlara.Gölge
altında oturmuş adeta batılıların
yaşamlarına imrenircesine bakıp duruyorlar.Çoğulariyle
konuştum.Gayet güzel İngilizce konuşuyorlar.Ana dilleri
1.dil.Kendi aralarında kendi dillerini konuşuyorlar.Hani
Avrupalıların yabancılara durmadan söyledikleri şey .Uyum
sağlayın uyum, dedikleri bu deyimler galiba burada geçersiz gibi
birşey.Avrupalılar yerlilerin ellerinden aldıkları bu
topraklara simdi yerlilere ev sahipliği yapıyorlar.Yerli halk ta bir
köşeye itilmiş vaziyette kaderlerine terkedilnişler. Bir de
utanmadan hala uyumdan bahsediyorlar.
Hastane bu yerlilerin
oturdakları yerde yokmuş. Bu yerli halk tam 2 saatlik uçak
yolculuğu yaparak bu şehre muayene olmak için gelmişler.Ani
vakalarda bu hastaların durumu nasıl acaba?.Hadi zehirli böcek ya da
yılanlara karşı bağışıklık
kazanmış olabilirler ama.Ya öbür türlü iç organların baş
gösterdigi bedensel arızalarda nasıl bir tür yardım
yapılır,onu anlamak bu yerlilerle konuştuktan sonra anlamak çok
zor olsa gerek.
Cairns 140.000 nüfuslu bir eğlence
ve denizaltı flora ve favnalar güzelliklerini görebileceğiniz çok
güzel bir yer.Binbir çeşit turistik esya ve dükkanları
bulmanız mümkün.Yemekler konusunda zorluk çekmezsiniz.Yine bizim
meşhur kebabcıları burada da bulmanız mümkün.Yalniz
bir ayrıcalığı var.Kebapcıların hemen hemen hepsi
(sahipleri) Avustralyalılar.Yine selam verip bir kebap yiyeyim dedim.Ne
görsem karşımdaki bayan Fiji adalarında doğmuş
birisi.Nasıl oluyor bu kebabı yapmasını nereden
öğrendiğiniz diye sorduğumda:Zor bir sey değil ki.Bir Türk
arkadaştan öğrendim ve şimdi bu işte dönerci ustası
oldum. Gördüğün bu dönerci dükkanı şimdi benim.Sevindim
doğrusu.Bir Fujili bayan Türk döner kebabnı öğrenmiş ve
iştahla harıl harıl kebep satıyor. Pes doğrusu.Haydi
kolay gelsin.
İşte uyumsa böyle
olur.Zorla güzellik olmaz ki!
Uyuma birbaşka örnek:Koskocaman
bir alışveriş yerini düşünün.Bu is yerinde iğneden
iplige herşeyi bulabileceğiniz büyüklükte ve üzeri
kapalı.Diğer bir deyimle kapalı çarşının 1.katı
tamamen lokantalara ayriımış.Kuzeyden güney kutbuna dek
aradığınız her türlü yemeği, ya da lokantayı
burada bulabilirsiniz.Bu çarşının ortası tamamen yemek
masaları ile donatılmış.Lokantaların kendine ait
masaları yoktur.Hepsi belediyenin.Bu masalar belediyece
görevlendirilmiş kişilerce
temizleniyor ya da düzene sokuluyor.Sizin sadece istediginiz yemeği
alıp istediğiniz yere oturma seçimi size kalıyor.
Deniz altı ürünlerini ne
yazık ki pek göremedik.Bu şehre geldiğimze hava
şartları elverişli değildi.Çok rüzgarli idi.Denizdeki
medcezir olayı,ve deniz yosunlarınn bir hayli fazla oluşu bu
tekne gezimizi engelledi.Őte yandan hiç te üzülmedim.Alt tarafi tamamen
camdan yapılmış olan bu tekne gezisi oldukça
pahalıydı.Yarım günlük bu tekne gezisi size tam 120 euroya
patlar.Kişi sayısı ile bu rakamı çarpacak olursak bu
paraya neredeyse Turkiyede bir tekne satın alabilirsiniz..Eger bir
de dalgıçlık hevesiniz varsa bir çuval para ile gelmeniz gerekir.Bu
gibi sulu eğlenceler bizim için degil.
Şu anda kış
mevsimindeyiz.Ama sıcaklık tam 27 derece.Tam yaz gibi.Yazın
sıcaklık burada belki de 40 derece.Kısaca yaz kış
sıcaklik 20 derecenin altına düşmüyor.Kar olayı burada bir
efsane.Onun için halkın çoğu burada çıplak ayakla
dolaşıyorlar.Güzel bir şey.Bir anda çocukluğum aklıma
geldi.


Yarın artık batı
kültüründen ayrılıp Asya kültürüne geçmeye hazırlık
yapıyoruz.Yani İndonezyaya.Bütün
hazırlıklarımızı yaptık.Çünki yarından
itibaren tropikal bir iklimi yaşayacağız.İndonezya bu
batılı ülkekere oranla cok ucuz,
Bu Cairns şehrinde
eğlence çok.Çevre köylere isterseniz teleferikle gidebilirsiniz.Bizim
eski kara trene benzer bir trenle dönebilirsiniz.Kara trenle dönmek 40
euro.Teleferik 40 euro.Otobüsle gidiş-dönüş sadece 4
euro.Seçim size kalmış.Ama biz ucuzcuyuz.Cairns yakınında
en güzel gidebileceğiniz yer Kuranda köyüne böyle bir gezi ya çok
pahalıya ya da bizim gibi çok ucuza yapabilirsiniz.Tamamen turistlere
yönelik ve çağlayanların arasında yemyeşil bir güzellik.Bu
köyde yaşayan Kanadalı biri ile tanıştık.Bizi evine
götürdü.Bölgenin güzelliklerini anlattı ve bizi arabasıyle nefis bir
geziye çıkardı.Teşekkürler Kayla.
Otelde daha nice turistlerle
tanıştık.Yine bunlardan biri de Bob.Bob Knadalı.Gelecek
yıl gezi planında belki de Kanada var.Oraya gittigimizde zannederim
Boba uğrayacağız.Sana da teşekkürler Bob.
Avustralya hakkında daha yazacak çok sey
var.Simdilik bu kadarıyle yetineceğiz.
Avustralyadan şimdilik
HOŞCAKALINIZ...