Aboriginal-Avustralya

AVUSTRALYA 

Avustralya
Avustralya mei 2006 (271)
 

 

 

 

 

 

 

 

 


                                                                                                                                                                    

Merhaba okurlar,

Yeni Zelanda’dan sonra 5 saatlik bir uçak yolculuğundan sonra Avstralya’ya geldik.Sydney havaalanından en kolay sekilde 10 dolar ödeyerek özel minibuslerle istediğiniz otele gitmeniz mümkün.Trenle de aşağı yukarı aynı fiata şehir merkezine gelmeniz mümündür.Fakat minibüsler daha hızlı ve daha çabuktur ve  istediğiniz otele de sizleri bırakabiliyorlar.Eğer otel ayarlamamışsanız en kolay bir şekilde otel bulabileceğiniz yer tren garına (Central station) gelirseniz oradaki otel arama köşesinde belki ucuz otel bulmanız mümkün.Aslında Sydney Avstralya’nın en pahalı şehri.Normal yatılacak aile tipi oteller genellikle 50 euro civarında.Eğer yalnız geziyorsanız 3,5,ya da 5 hatta 10 kisinin kaldığı  asker  koğuşlarına benzeyen hostellerde  kalmanız mümkündür.Sydney şehri çok pahalı dedim.Oteller çok pahalı.Yiyecek açısından pek o kadar pahalı değil.Biz YHA denilen ve kendi ülkenizde üye olduğunuz ve indirimden yararlanabileceginiz Bu tür ‘hosteller’  aslında kalmak için çok elverişlidir.Rahatlıkla kendi yemeğinizi yapabilecek (pansiyon tipi) ve lokanta bölümünde yemek yemeye elverişli olup ve daha nice özellikleri olan bu tip otellerde kalmak akıllıca ve doğru bir seçim olur.Biz Sydney de aile tipi merkez YHA yı seçtik.Günlük 50 euro.Tam merkezde ve temiz bir otel.Otele yerleştikten hemen sonra etrafa bir gezinti yapacak olursan ilk göreceğiniz şey 5 yıldızlı Döner Kebap Salonu olacaktır.Tanıştık,ve yorgunluğun yanında açlığımızı gidermek için dönerimizi yerken kendimizi bir anda Türkiye’de hissettik.Oturduk epeyce dertleştik.Őnder bey tam 35 yıl önce Avstralya’ya gelmiş.İlk döner dükkanını açan da o olmuş.Ama çeşitli nedenler yüzünden simdi ilk önce açmıs olduğu dönercide şimdi bir işçi olarak çalışmaktadır.Adapazar ‘lı olan bu arkadaşta yaşamın ve gurbetin bütün izlerini görmek mümkün.

 

Avustralya mei 2006 (120) Avustralya mei 2006 (102)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


                                                                                                                            

Ertesi Gün  Sydney haritasını (şehir haritalarını her yerden ,otelinizden ücretsiz olarak almanız mümkün.)güzelce bir inceleyerek Georgestreet dan ünlü OPERA ya doğru yürüyerek yol aldık.Aşağı yukarı gezerek 2 saatte operaya ulaştık.Yolda gördüğümüz insanların yarısı ya Japon ya da Koreli idiler.Bir anda kendimi sanki tekrar Japonya ‘da hissettim.O  yılbaşında saat tam 12 de havai fişeklerin göğü süslediği o kocaman köprü de tam karşımızda duruyordu.Güzel bir sekilde ışıklandırılmış şekilde bir yanda opera öbür yanda Sydney Harbourbridge.Bu köprüye tırmanmanız  da mümkün.Operaya girmeniz de mümkün.Ama bu girişler  alabildiğince pahalı.Hele bir de limanda dört köşe bir gezinti yapacak olursanız cüzdanızın bir anda tamamen boşaldığının farkında olursunuz.Onun için Sydney’e gelmeden önce cüzdanınızın epeyce kabarık olması gerekir.

((Bundan tam 150 yıl önce İngilizler İngiltere ‘de ceza görmüş 160.000 tutukluyu  Avustralya adasına sürgüne göndermişler.Aslında bu kıta İngilizlerin açık hava hapishaneleri imiş.Daha sonraları  suç görmemiş diğer insanlar akın akın etmeye baslayınca daha önce sürgüne gönderilen  bu kişilerinden bir çoğu Avstralya ilk polis teşkilatını oluşturmuşlar.Ne kadar garip degil mi?Sürgün olduğun bu ülkeye önce tutuklu gel sonrada asayiş koruyucu kişi ol.Evet bu insanlar (25 milyon)galiba çok çalışıyorlar  olsa gerek ki  koskocaman olan bu kıtayı bir cennete çevirmişler.Halen binlerce kişi bu kıtaya gelmek için sıra bekliyor.Ama eskiden olduğu gibi artık bu ülkeye kolay kolay girilmiyor.Belki turist olarak kolay ama çalışmak için zannederim bir hayli puanınızın olması gerek.Ya da çok zengin olmanız lazım.Mesleğinizin türüne  göre puan topluyorsunuz.Eğer bir doktor iseniz bir hayli puanınız oluyor.Meslek sahibi değilseniz puanınz 0 demektir ki çalışma vizesi almak mümkün değildir.Veya diğer bir yol,evlenerek bu ülkeye gelebilir ve evlendiğiniz kişinin sayesinde vize almanız mümkündür.

 

Avustralya mei 2006 (8)
Avustralya mei 2006 (267) Avustralya mei 2006 (9)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


                  

 

                                                                                                                

 

 

Sydney’de üç büyük cadde, sizi istasyondan operaya  göturur.Georgestraat bu şehrin en görkemli iş merkezlenin olduğu sokaktır.Diğer bir sokak ise Elizabeth ve Pitt caddeleridir.Zaten YHA oteli de bu sokakların başlangıcındadir.Butün yemek yiyebileceğiniz her türlü lokanta ve akşam eğlence merkezleri hep bu caddeler üzerindedir.Aksam saat altı sularında sokaklarda iğne atsan yere düşmez.O kadar çok kalabalıktır.Sokaklar Çinli,Japon Korelilerle adeta sokaklara bir güzellik katmışlar.Merkez istasyona yakın bir yerde CHINATOWN vardır.Bütün Asya ülkelerinden her türlü yemeği burada bulmanız mümkün.Bütün Sydney de kendi içeceğinizi yanınızda götürmeniz mümkün.Onceden sormanız zannederim akıllıca bir iş olur.Çünkü bu tip lokantalarda içkiler oldukça pahalıdır.Böyle bir lokantada siseyi açma parası olarak,(ya da getirdiğiniz her türlü içkiyi kullanmanız açısından sizden) 3 dolar para alırlar.Cumartesi ,pazar Sydney dolar taşar.Bu kalabalığa bir de turistler katıldığında akşamları adım atmak mümkün olmaz.Bazen lokantalarda sıra beklemek zorunda kalırsınız.Sydney de yaklaşık 5 milyon kişi yaşıyor.Avustralya’nın beşte biri.

Avustralya mei 2006 (138) Avustralya mei 2006 (49)
Avustralya mei 2006 (31)
 


                                                                                                                                                          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu şehirde Darling Harbour’u mutlaka görünüz.Zaten köprü şehri adeta ikiye ayırır.Köprünün solu Darling batısı Opera bölümüdur.Bütün kıyı bölgelerde binlerce (lokantada) yemek yeme olasalığı  vardır.Liman kıyısı oldukça pahalıdır.

Kings Cross mahallesi oldukça ucuz bir mahalledir.Ucuz otelleri,lokantaları burada bulmanız mümkun.Bu mahalleye  akşam saatlerinde gece yasami suren hayat kadınları bu mahallede toplanır.Aile için pek tavsiye edilecek bir mahalle değil.Seçim sizlere kalmış.Ama gündüz saatlerinde bu mahalleye gitmenizi tavsiye ederim.

Bütün şehri gemi (tekne turu) ile görmeniz mümkündür.Sizin yerinizde olsam 1 saatlik bir tekne turu turu galiba yeterli olsa gerek.Çünkü bu turların seyir yolu çoğu köprünün altından geçerek köprünün sağlı sollu her iki yakasını görmenize olanak sağlıyor.Umuyorm bu şehre geldiginizde hiç bir dakikanız bile boşa gitmeyecek.Belki de yaşamınizda görebileceğiniz en güzel şehir işte Sydney diyeceksiniz.Gerçekten eğlence dolu yaşam dolu, zevk dolu enfes bir sehir.

Sydney’de 5 gece konakladık.Hoşumuza gitti.Şehirde her ulustan insanları bulmak mümkün.Avustralya yerlileri neredeler acaba?

Onlar Aboriginals halkı adeta yok olmus.Onların kültürleri de yok edilmiş.Onlar şimdi limanda geleneksel müzik aleti kullanarak,çalarak turistlerden para koparmanın yolunu arıyorlar.Bu aletin adi DIDGERIDOO.....

 

Avustralya mei 2006 (165)Avustralya mei 2006 (164)                                                                                                                

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu alet 1 metre uzunlugunda (uzun ye da kısa olabilir) çapı 10 cm kalınlığındabir çeşit kavaldır.Batı müziği eşliğinde kulağa gayrt hoş gelen ve bize az da olsa yabancı olan garip bir sesi vardır. Sydney’de Türklerin bir hayli olduğu (Auburn) kasabasına gittim.O beldede karşımıza çıkan ilk yapıt Gelibolu camisidir.Caminin büyüklüğü beni oldukça şaşırttı.Neredeyse Sultanahmet’teki esere benzer

büyüklükte.Oradaki Türklerle gün boyunca akşama dek sohbet ettik. Daha sonra yine İstanbul dönercisinde döner yiyerek tekrar trenle Sydney’e döndük.O beldede aşağı yukarı 20.000 Türk yaşamaktadır.

 

Avustralya mei 2006 (160)Avustralya mei 2006 (152)                                                                                                                

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BRISBANE (Uzaktaki yakınlarımız)

Sydney’den 15 saat süren bir akşam tren yolculundan sonra Queensland’in başkenti Brisbane’ye geldik.Bir buçuk milyon  kişinin yaşadığı  bu şehire  4 yeni kişi daha eklendi. Bu sürekli yerleşen yeni Avusturalya’lılar bizim yakın arkadaşlarımız.Bu 4 kisi ana,baba ve iki çocuğu.

Gezimizin bu bölümünde bu ‘Yeni Avstralya’lıları’ ziyaret etmekte vardı.İşte onlar:Harald,Zekiye ve çocukları Aylin ve Deniz.

Saat sabah 06.00 sularında Roma İstasyonuna  geldik.Bu şehirdeki en büyük istasyonlardan biri.Yine bu istasyondan havaalanına gitmek te mümkün.Upper Roma caddesinden yürüyerek YHA Brisbane gençlik HOSTEL ine geldik.Sadece 1 gece konakladık.Bu otele giriş saati 11.30 idi.Saat altıdan 11,30 a kadar sehir merkezinde iyi bir gezinti yaptık.Artık güneş sırtımızı yakmaya başlamıştı.Burada mevsim kış mevsimi idi.Ben de anlamadim bu nasıl  kış.Sıcaklık 25 derece.Galiba bize Hollanda’da yaz geldi dediğimiz 25 derece sıcaklık burada kışın en soğuk geçtiği günleri olsa gerek.Kışlıkları attık bir kenara.

 

Avustralya mei 2006 (56)Avustralya mei 2006 (58)                                                                                                                

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Merhaba arkadaşım,biz geldik,sana merhabalar,selamlar getirdik” Bu telefon görüşmeleriyle sağolsun öğretmen arkadaşım Zekiye bizi evine davet etti.Onu mutlaka görecektik.Bu ülkeye gelinir de arkadaş ziyaret edilmez mi?

Ertesi gün alışık olmadığımız bu sıcakta (yolculuğumuzda simdiye dek hep kışlıklarla gezmiştik) 20 kiloluk sırt çantamızı alarak Zekiye öğretmen arkadaşa gitmek üzere yola çıktık.Çok heyecanlıydık.Sonradan öğrendigimizde Zekiye’ninde çok heyecenlı olduğunu öğrendik.Kolay mı çocuk yaşta Turkiye’de doğan ve  yaşamının 30 yıldan fazlasını Hollanda’da geçirmiş bir kişi için ücüncü bir ulke hiç te kolay olmasa gerek.Helal olsun sana arkadaşım.Böyle bir adımı atmak her kişinin yapabileceği kolay bir iş değil.Arkadaşım sana yaşamının bundan sonraki kısmında bütün mutluluklar senin sizlerin olsun .

 

Avustralya mei 2006 (221)Avustralya mei 2006 (71)                                                                                                                                                    Avustralya mei 2006 (215)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saat 12.30 sularında Zekiye’ye geldik.Gördüğümüze şaşırdık doğrusu.Bu ne güzel bir ev.Ev değil bir saray. Yüzme havuzlu,iki katlı,çift banyolu ve evi çevreleyen bahçeler garaj ,fitnes alanı,ve sayamayacağım daha nice lükslük.Zekiye gelin bizde kalın ,neden otele kalıyorsunuz dediginde doğrusu çekinerek bu daveti kabul ettim.Tabi ilk aklıma gelen:Bunlar bu ülkeye yeni taşındılar,acaba yatmaya yatakları var mı?Mutfakları var mı?Düşüncesi icinde rahatsız etmemek için onlara gitmekte biraz çekindim.Ama bütün görduklerimden sonra bu düşüncelerimin beni yanılttığının farkına vardım. Onların herşeyleri vardı.Hem de ayrı misafir için ayrılmış özel alt katta herşey içinde dayalı döşeli bir kat.Bize ait özel olan bu kat duşu ile televizyon odası ile adeta 5 yıldızlı bir otel gibi.

Bütün bunları gördükten sonra Zekiye’nin neden bu ülkeye gelmekte doğru  bir seçim yaptığını  anlamakta geç kalmadım. Tabi ki bütün bunlar kendiliğinden olmadı.Bunlar aşırı bir çalışmanın sonunda elde edilmiş ve  alın teriyle kazanılmıştır.

Tebrikler Zekiye.Tebrikler Harald.Güle Güle oturun o şato gibi villanızda.

Avustralya mei 2006 (79)
Avustralya mei 2006 (224)
Avustralya mei 2006 (226)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Oturduk saatlerce konuştuk.Oradan buradan.Okuldan ,Brisbane’deki yaşamdan.Kısaca o serin verandada buz gibi suyu içerken gözlerim beni hemen evi köşe bucak saran o ormana takılıverdi.

Yüzme havuzu çevrili idi.Emniyet açısından.çünki o yaramaz Deniz çok hareketli bir çocuktu.Deniz ve Aylin’i almak için onların okullarına gittik.Okul bizi şaşırtacak kadar güzeldi.Okul,bahçesinin,tennis kısmı ve koskocaman futbol sahası.Hertaraf yemyeşildi.Çocuklar beden egitimi öğretmenlerin eşliginde ders alıyorlardı.

“NO HAT NO PLAY” ‘’Başında sapkan mı yok ,oyun da yok.’’

Bu tümceyi okulda duydum.Ve doğrusu şaşırdım.Neden mi?

Avustralya ozon tabakasının en ince olduğu bir yer.Güneş cok yakıcı,ve en önemlisi güneş ışınlarındaki UV oranınin çok fazla oluşundan.Bu ışınlar insanlarda deri kanserine yol açan ışınlardandır.Buna daha küçük yaştan önlem almak gerekir. Deri kanseri Avustralya yaşlılarda çok görünen bir durumdur.Bu yüzden çocuklar bu ülkede hergün güneş yağı sürülür ve şapkasız hiçbir yere çıkmazlar.

Avustralya mei 2006 (247) Avustralya mei 2006 (244)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Doğrusu okuldaki okul uniforması ve çocuklarin giymiş oldukları şapka(Fotör) çok hoşuma gitti.

Ha unuttum.Avustralya’lılar hergün barbikü (BBQ) yapıyorlar.Etler köfteler,kızarmış balıklar.Zekiyelerin de ilk aldığı ev eşyası barbiku olmuş.İki gün boyunca sağ olsunlar o güzel salata ve barbiku sayesinde karınlarımız bir bayram etti.Ellerinize sağlık.

Zekiye Harald herşey için sizlere teşekkür ederiz.İnşallah ,elbet birgün yine karşılaşırız.Türkiye’de,Hollanda’da veya dünyanin başka bir yerinde.Tabiki biz de sizi ağırlamaktan kıvanç duyarız.

Hoşçakalın Yeni Avustralya’lılar...

Zekiye’de kaldığımız günün birini iyi değerlendirdik.şehir dışında Lone Pine (25 km)  milli parkına gittik.Parkta Kangrolar,Kwala hayvanlarının dolup taştığı bir yerdi.Onları yakından görmek okşamak gerçekten çok güzel bir duygu idi....

Kanguru hayvanı Avustralya’nın bir simgesidir.Onu görmeden Australya’dan ayrılmak olmaz.

Brisbane nin sehir merkezi çok lüks.Irmak şehiri ikiye bölmüş.Bütün kanal kenarlarına havadan trafiği rahatlatmak için beton köprüler yollar inşa edilmiş.Şehir genelde ağaçlık ve yeşilliklerle kaplıdır.En büyük sorunlardan birisi SU sorunudur.

Sulama kontrollu yapılmaktadır.....

 

CAIRNS:

 

Avustralya2 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Brisbane’de 3 gün kaldıktan sonra bir sonraki durağımız Cairns şehri.Cairn şehri Avustralya’nın Antalya’sı.Veya Bodrum’u.

Herşey bu şehirde turistler için. Bilhassa açık denizlerdeki o rengarenk yosunlar ve onlari saran yine binbir çeşit balıklar.Balıkların irilisi ufaklısı renklisi renksizi,ve bunlarin hemen yanıbaşındaki kopek balıkları,ve en tehlikesi timsahlar.Halkın gezmiş oldugu kıyılarda asılan ikaz pano ya da levhaları bazen insanı ürpertiyor.Bu yüzden kıyıdan denizi seyretmekle yetinmek zorundayız.

Dalgıçların çok geldigi bu şehir benim gibi Anadolu’da doğmuş ve emekleyerek yüzen bir insan icin değil. Eğer dalmayı seviyorsanız veya dalmayı öğrenmek istiyorsanız bu şehir belki de bu konuda dünyanın en güzel yeri. Deniz altı dünyanın görebileceğiniz en muhteşem ve en büyük doğal  akvaryumuna benzer. Filmlerde gördüğünüz deniz altı güzellikleri buradadır.

Bu şehirde yine bolca Japonları ve Korelileri görmek mümkün.Galiba bu ülkelerden gelenler Avustralya’nın ekonomisini ayakta tutan kimseler olsalar gerek. Binlercesi bu şehirdeler.

 

Carins
Avustralya mei 2006 (260)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yerli halkı (Aboriginals) burada çok fazlasiyle görebilirsiniz.Hemen hemen hepsi fakir,işsiz ve avare avare dolaşmaktadırlar.Batılı insanların arasında hemen dikkati çekiyorlar.Çoğu ellerinde içki şiseleriyle adeta hayata küsmüş bir durumdalar.Acıdım onlara.Gölge altında oturmuş adeta batılıların yaşamlarına imrenircesine bakıp duruyorlar.Çoğulariyle konuştum.Gayet güzel İngilizce konuşuyorlar.Ana dilleri 1.dil.Kendi aralarında kendi dillerini konuşuyorlar.Hani Avrupalıların yabancılara durmadan söyledikleri şey .Uyum sağlayın uyum, dedikleri bu deyimler galiba burada geçersiz gibi birşey.Avrupalılar yerlilerin ellerinden aldıkları bu topraklara simdi yerlilere ev sahipliği yapıyorlar.Yerli halk ta bir köşeye itilmiş vaziyette kaderlerine terkedilnişler. Bir de utanmadan hala uyumdan bahsediyorlar.

Hastane bu yerlilerin oturdakları yerde yokmuş. Bu yerli halk tam 2 saatlik uçak yolculuğu yaparak bu şehre muayene olmak için gelmişler.Ani vakalarda bu hastaların durumu nasıl acaba?.Hadi zehirli böcek ya da yılanlara karşı bağışıklık kazanmış olabilirler ama.Ya öbür türlü iç organların baş gösterdigi bedensel arızalarda nasıl bir tür yardım yapılır,onu anlamak bu yerlilerle konuştuktan sonra anlamak çok zor olsa gerek.

Cairns 140.000 nüfuslu bir eğlence ve denizaltı flora ve favnalar güzelliklerini görebileceğiniz çok güzel  bir yer.Binbir çeşit turistik esya ve dükkanları bulmanız mümkün.Yemekler konusunda zorluk çekmezsiniz.Yine bizim meşhur kebabcıları  burada da bulmanız mümkün.Yalniz bir ayrıcalığı var.Kebapcıların hemen hemen hepsi (sahipleri) Avustralya’lılar.Yine selam verip bir kebap yiyeyim dedim.Ne görsem karşımdaki bayan Fiji adalarında doğmuş birisi.Nasıl oluyor bu kebabı yapmasını nereden öğrendiğiniz diye sorduğumda:Zor bir sey değil ki.Bir Türk arkadaştan öğrendim ve şimdi bu işte dönerci ustası oldum. Gördüğün bu dönerci dükkanı şimdi benim.Sevindim doğrusu.Bir Fujili bayan Türk döner kebabnı öğrenmiş ve iştahla harıl harıl kebep satıyor. Pes doğrusu.Haydi kolay gelsin.

İşte uyumsa böyle olur.Zorla güzellik olmaz ki!

Uyuma birbaşka örnek:Koskocaman bir alışveriş yerini düşünün.Bu is yerinde iğneden iplige herşeyi bulabileceğiniz büyüklükte ve üzeri kapalı.Diğer bir deyimle kapalı çarşının 1.katı tamamen lokantalara ayriımış.Kuzeyden güney kutbuna dek aradığınız her türlü yemeği, ya da lokantayı burada bulabilirsiniz.Bu çarşının ortası tamamen yemek masaları ile donatılmış.Lokantaların kendine ait masaları yoktur.Hepsi belediyenin.Bu masalar belediyece görevlendirilmiş kişilerce  temizleniyor ya da düzene sokuluyor.Sizin sadece istediginiz yemeği alıp istediğiniz yere oturma seçimi size kalıyor.

Deniz altı ürünlerini ne yazık ki pek göremedik.Bu şehre geldiğimze hava şartları elverişli değildi.Çok rüzgarli idi.Denizdeki medcezir olayı,ve deniz yosunlarınn bir hayli fazla oluşu bu tekne gezimizi engelledi.Őte yandan hiç te üzülmedim.Alt tarafi tamamen camdan yapılmış olan bu tekne gezisi oldukça pahalıydı.Yarım günlük bu tekne gezisi size tam 120 euroya patlar.Kişi sayısı ile bu rakamı çarpacak olursak bu paraya  neredeyse Turkiye’de bir tekne satın alabilirsiniz..Eger bir de dalgıçlık hevesiniz varsa bir çuval para ile gelmeniz gerekir.Bu gibi sulu eğlenceler bizim için degil.

Şu anda kış mevsimindeyiz.Ama sıcaklık tam 27 derece.Tam yaz gibi.Yazın sıcaklık burada belki de 40 derece.Kısaca yaz kış sıcaklik 20 derecenin altına düşmüyor.Kar olayı burada bir efsane.Onun için halkın çoğu burada çıplak ayakla dolaşıyorlar.Güzel bir şey.Bir anda çocukluğum aklıma geldi.

 

Cairens14
Cairens3
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yarın artık batı kültüründen ayrılıp Asya kültürüne geçmeye hazırlık yapıyoruz.Yani İndonezya’ya.Bütün hazırlıklarımızı yaptık.Çünki yarından itibaren tropikal bir iklimi yaşayacağız.İndonezya bu batılı ülkekere oranla cok ucuz,

Bu Cairns  şehrinde eğlence çok.Çevre köylere isterseniz teleferikle gidebilirsiniz.Bizim eski  kara trene benzer bir trenle dönebilirsiniz.Kara trenle dönmek 40 euro.Teleferik 40 euro.Otobüsle gidiş-dönüş  sadece 4 euro.Seçim size kalmış.Ama biz ucuzcuyuz.Cairns yakınında en güzel gidebileceğiniz yer Kuranda köyüne böyle bir gezi ya çok pahalıya ya da bizim gibi çok ucuza yapabilirsiniz.Tamamen turistlere yönelik ve çağlayanların arasında yemyeşil bir güzellik.Bu köyde yaşayan Kanada’lı biri ile tanıştık.Bizi evine götürdü.Bölgenin güzelliklerini anlattı ve bizi arabasıyle nefis bir geziye çıkardı.Teşekkürler Kayla. 

Otelde daha nice turistlerle tanıştık.Yine bunlardan biri de Bob.Bob Knadalı.Gelecek yıl gezi planında belki de Kanada var.Oraya gittigimizde zannederim Bob’a uğrayacağız.Sana da teşekkürler Bob.

Avustralya hakkında daha yazacak çok sey var.Simdilik bu kadarıyle yetineceğiz.

 

Avustralya’dan şimdilik HOŞCAKALINIZ...

 

 

Anasayfa   Başadön